Böylece aldığı her nefeste içini yakan o müthiş acı, o mızıkasını üfledikçe verdiği her nefesle bedenini terk edip dinleyenin yüreğini sızlatan bir müziğe dönüşmüş.
Elindeki dizi senaryosunu keyfine göre düzelten bir yazar gibi, beğenmediği yerleri çıkarıp atıyor, yerine daha çok hoşuna gidecek şekilde bir şeyler yazıyordu.
Aldığınız her kararı iki, gerekirse üç, hatta dört kez düşünün ve gerekiyorsa sözünüzden dönün, tükürdüğünüzü yalayın, kararınızı değiştirin. Gece kafayı yastığa koyduğunda insanı uyutmayan başkalarınınki değil kendi iç sesi oluyor. Varsın onlar karaktersiz bir yavşak olduğunuzu düşünsünler , sizin vicdanınız rahat olsun yeter.
Ben sevdiğim insanları kaybetmekten müthiş acı duyarım. Hatta hep söyle tarif ederim; birini sevdiğim zaman -hani çocukken giydigimiz şu cırt cırtlı ayakkabılar vardı ya- sanki o kişinin cırt cırtı gelip benim kalbime yapışıyor ve o kişi benden giderken de o cırt cırtı sökülerek kalbimi lif lif koparıyor gibi hissediyorum. Ama sevmediğim biri gittiğinde de, bizi bağlayan bir cırt cırtı olmadığı için hâliyle hiçbir şey hissetmiyorum ve bunun neden anormal
karşılandığını anlamıyorum.