Ama vatan için yaşamak, en az vatan için ölmek kadar büyük bir kahramanlıktır. Vatanın refahı için, halkımızın refahı için yaşamak, öğretmek, çalışmak.
"Size söylüyorum, halkınızın ruhu gerçekten hasta." Tehlikeli derecede hasta. Din bir kişinin dünyayla, insanlarla, tarladaki her bir çiçek yaprağıyla bağlantılı olduğu hissidir. Böyle bir bağ yoksa devlet, toplum, aile, hatta insanın kendisi bile var olamaz.
Bağışlayın, size karşı dürüst olacağım: Her meslekte olduğu gibi, öğretmenler arasında da ruhen öğretmen olmayan birçok kişinin olduğunu biliyorum. Onlar birer zanaatkâr bile değiller. Öğretmenliği sevmeyen, ona lanet okuyan birer köledir onlar. Onlara dostça tavsiyem: Okulu bırakın! Başka bir işle meşgul olun. Bürolarda çalışın. Tüccar olun. Ne isterseniz yapın ama canlı bir ruha ve büyük bir bilgiye sahip insanlara ihtiyaç duyulan yerleri işgal etmeyin...
Her ulus büyük insanları ve tiranları doğurur, halkın ruhsal durumuna bağlı olarak birini ya da diğerini iktidara getirir. Halkın içinde değerli bir şey var mı? Yoksa yok mu? Halkın aklı, halkın iradesi, halkın vicdanı gelişiyor mu? Yoksa çürüyüp kendi kendine zehirleniyor mu? Ya da sefil, utanç verici bir varoluş uğruna harcanıp gidiyor mu?