Homofobi ve cinsiyetçilik genitallerinizle ya da kiminle yattığınızla değil, benliğinizi heteronormatif çerçeveye uygun olmayan biçimlerde nasıl icra ettiğinizle ilgilidir.
Kimliğiyle, kültürüyle, diliyle ve o topraklarda kuvvetli bir genealojik devamlılığıyla bir halka ait olduğumuz düşüncesinden bilinçsizce hoşlanıyoruz. Hoşlandığımız şey sonuçta bir ırktan çok da fazla farklı bir şey değil.
"Batı" ve "Doğu" gibi kavramlar sağlam temellere sahip değiller. Coğrafi ve kültürel ifadelerle tanımlanabilirler fakat kesin olan o ki, her zaman orada var olmuş bir halkla ilintilendirilemezler.
Kimliğimizin, içimizdeki biyolojik kalıtımın sadece küçük bir kısmında ve ilişkide olduğumuz insanlarda, başkalarıyla kurmayı becerdiğimiz ilişkide, zamanımızı nasıl geçirmekten hoşlandığımızda, yapmış olduğumuz seyahatlerde, yediğimiz içtiğimizde, okuduğumuz kitaplarda, gördüğümüz filmlerde, dinlediğimiz müziklerde bol miktarda bulunduğunu aklımızda tutabiliriz: bizde derin bir iz bırakmış ve bırakmakta olan fakat ana rahmine düştüğümüz anda telaffuz edilen geri dönüşü olmayan bir hükümden değil, bizim seçimlerimizden kaynaklanan ne varsa. Burada biyolojiden bahseden metin sonlanmalı ve her bireye kendi sonuçlarına tek başına ulaşma özgürlüğü ve ayni zamanda sorumluluğu bırakılmalıdır.