Günümüz fiziğinin sunduğu bu büyük resimde, algılayan, karar veren, gülüp ağlayan insanın yeri, bizim yerimiz neresidir? Dünya, uzay ve maddenin çok kısa ömürlü kaynaşmalarından, uzay ve temel parçacıkların devasa bir yapbozundan ibaretse biz neyiz? Biz de yalnızca kuantumlardan ve parçacıklardan mı oluşuyoruz? O zaman hepimizin hissettiği bu bireysel varoluş, bu tekil kişilik olma duygusu nereden geliyor? O halde değerlerimiz, düşlerimiz, duygularımız, bilgilerimiz nedir?
Homofobi ve cinsiyetçilik genitallerinizle ya da kiminle yattığınızla değil, benliğinizi heteronormatif çerçeveye uygun olmayan biçimlerde nasıl icra ettiğinizle ilgilidir.
Kimliğiyle, kültürüyle, diliyle ve o topraklarda kuvvetli bir genealojik devamlılığıyla bir halka ait olduğumuz düşüncesinden bilinçsizce hoşlanıyoruz. Hoşlandığımız şey sonuçta bir ırktan çok da fazla farklı bir şey değil.