Josephine Donovan

Josephine Donovan

Yazar
8.5/10
26 Kişi
·
81
Okunma
·
8
Beğeni
·
753
Gösterim
Adı:
Josephine Donovan
Unvan:
Yazar
Doğum:
1941
Maine Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı Profesörü’dür ve Feminist Literary Review dergisinin editörlüğünü yürütmektedir. Diğer kitapları: Uncle Tom’s Cabin: Evil, Affliction, and Redemptive Love; After the Fall: The Demeter-Persephone Myth in Cather, Wharton, and Glasgow; New England Local Color Literature; Sarah Orne Jewett.
Kadın öyle bir durumdadır ki, -bütün insanlar gibi özgür ve özerk bir varlık olduğu halde- yine de kendini, erkeklerin onu Öteki statüsünü benimsemeye zorladıkları bir dünyada yaşar bulur.
''Ondokuzuncu yüzyılda, en önemli ahlaki tehdit kölelikti. Yirminci yüzyıldaki ise totaliterlikti. Bu yüzyıldaki en büyük ahlaki tehdit ise dünyanın her yerindeki kadın ve kız çocukların acımasızca örselenmesidir.''
Kadın öyle bir durumdadır ki, (bütün insanlar gibi özgür ve özerk bir varlık olduğu halde) kendini, erkeklerin onu ''öteki'' statüsünü benimsemeye zorladıkları bir dünyada yaşar halde bulur.
''Yıllardır, dünya sessiz ama devasa bir değişim yaşıyor; iktidar, erkeklerden kadınlara geçiyor... Maçonun can çekiştiğini görmek kolay.''
Josephine Donovan
Sayfa 13 - Reihan Salem - İletişim Yayınları
406 syf.
Liberal feminizmin manifestosu niteliğinde hazırlanmış olan Josephine Donovan eseri. Bir yandan Amerika merkezli anglo-sakson toplumlardaki feminist akımları ele alırken diğer yandan Mary Wollstonecaraft, John Stuart Mill ve Harriet Taylor gibi düşünürlerin bakış açılarına yer vererek liberal feminizmi anlatmış bizlere yazarımız.

Ortak sorunsallar üzerinde oldukça güzel analizler ve yaklaşımlar mevcutken liberal feminizmi işlediği daha öznel duran bölümlerde biraz tezatlıklar oluşmuş diyebilirim. Bu tezatlar yazardan değil aslında liberal feminizmin felsefesinden kaynaklı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Örneğin Amerika'daki feminist mücadele de afro-amerikan erkeklerin feminist mücadeleye verdikleri destek karşılığında liberal feministlerin afro-amerikan kadınların haklarını savunmadıkları ve onları yalnız bıraktıkları bir itiraf gibi işlenmiş bu eserde.

Bunun yanında liberal feminist teorinin en büyük hatası olan ataerkili kabullenip, sistemi içerisinde yükselmek olarak tanımlayabileceğimiz bir görüşe sahip olması Wollstonecaraft gibi bir değere rağmen göze batan hatalardan olmuş.

Bir diğer eksik kalan yan ise kadınsılığı reddediyor oluşu. Biyolojik farklılıkların da terk edilmesi gerektiğini öngören liberal feminist teori kadınların ekseriyetiyle kadınsılıklarından vazgeçmiyor oluşlarını göz önüne aldığımızda ataerkil hegemonya içinde eriyip gitmiş bir akım olarak duruyor bu haliyle.

Donovan liberal feminizmi, kıta avrupasının ikinci dalga feminizmi ile ilişkilendirerek bunun liberal feminizmin felsefesi olduğuna değinmesi de bir diğer eksik yorum olarak göze çarpıyor. Keza özünde varoluşçu feminist felsefeyi barındıran ikinci dalga feminist hareket, içerik olarak kısmen radikal feminist harekete ancak daha çok da sosyalist feminist düşünceye yakındır.

Yapısökümcü bir yaklaşımla bu kitabı ele aldığımızda oldukça teorik tezatlıklar su üstüne çıkarılabilir. Ancak genel içeriği anlamında bir dönem kadın mücadelesinin öncü teorisi olan liberal feminizmin kadına bakışını ele aldığı 'genel' bölümler için mutlaka ve mutlaka okunması gereken iyi bir hareket noktası işlevi görebilir bu kitap. Liberal feminizm hiç bir zaman varış değildir, olmamıştır. Ancak o, çok iyi bir araçtır varışa ulaşmak için. Dengeyi görmeyi sağlar. Tezatlarıyla bile..
406 syf.
·23 günde
Edebiyat kitabımız da Feminizm terimini görünce merak edip Edebiyat hocamıza sormuştum Feminizmin ne olduğunu. Hocamız dalga geçerek bir-iki cümle söyleyip geçiştirmişti. Ben bilmediğim için sormuştum hocaya. Eminim ki hoca da bilmediğinden dalga geçmişti. Bu kitabı okurken o gün aklıma geldi. Belki tez konumla alakalı olmasa bu kitabı okumak aklıma gelmezdi. Ama iyi ki okumuşum. Ben bir feminist değilim ama cinsiyet farketmez insan haklarını savunuyorum. Feminizm denilince insanlar önyargı ile yaklaşabiliyorlar. Aslında bu kitaba göre Feminizmin ilk çıkışına, neyi ne için savunduğuna bakmak gerek.
John Locke'un Second Treaties of Government doğal haklar doktrininin kutsal kitabı ve Bağımsızlık Bildirisi'nin temel ideolojik kaynağı olarak kabul edilir. Locke'un teorisine göre kadınlar "doğal" olarak akıldan yoksun görünürler ve "doğal" olarak "özgür ve eşit birey" statüsünün dışında tutulurlar. Nitekim kamusal hayata katılmaları da uygun değildir. Bunun üzerine Elisabeth Cast bir bildirge yayınlar ve bu bildirgede şunlar yazılıdır: " Bütün erkekler ve kadınlar eşit olarak yaratılmışlardır, Yaratıcıları tarafından verilmiş ve vazgeçilmez halklara sahiptirler ki bunların arasında yaşam, özgürlük ve mutluluğun peşinde koşma hakkı vardır..." Yani kadınlar sadece doğal olan haklarını istiyorlardı.Tabi sonradan farklı görüşlere hatta kimimize göre çok uç noktada olacak fikirleri savunan feministler de çıkmıştır. Mesela Woodhull evliliğin fahişeliğe ve tecavüze yol açan bir sistem olduğunu savunmuştur. Gilman'a göre yuva korkak ve aldatıcı güdülenmeyi teşvik eder....
Kadın hakları ve özgürlüğü açısından bir takım ilerlemeler kat etmişlerdir. Ama tam olarak amaçlarına ulaştıkları söylenemez. Zira ülkemizde bile hâlâ toplumsal cinsiyet toplumun ciddi sorunlarından biri.
Kitap yedi bölümden oluşur. Her bölümde bir kuramdan bahsedilir. Teori kitabı olduğu için pek akıcı değil anlatımı. Ama konuya ilgisi olanlar ya da konuyu merak edenler için sağlam bir kaynak kitap.
406 syf.
·Puan vermedi
Rıhtım okurlarının karşısına çıkmak için bu kez kurgu dışı bir kitap seçtik. Biliyoruz ki bilimkurgu ve fantastik alanında okuduğumuz kitapların büyük bir kısmı erkek yazarlar tarafından kaleme alınmış. Ancak sayıca az da olsa kadın yazarların da yazdığı ve türün kilometre taşlarını oluşturan eserler de yer almakta. Bu, erkeklerin bütün bunlar için çok daha yetenekli olduğu anlamına mı gelir peki? Eskiden bu ihtimale dair güçlü inançlar beslense de artık bu konunun çok daha karmaşık ve derin olduğu biliyoruz.

Peki neden bu kurgu kitapların kadın yazarlarını anarken genelde onları nitelemek için kullandıklarımızdan biri oluyor feminist mefhumu? Fantastik, bilimkurgu, genel olarak kurgu alanının önemli eserlerini yaratmış olan Ursula K. Le Guin, Virginia Woolf, Charlotte Brontë, Octavia E. Butler, Margaret Atwood, Mary Shelley, James Tiptree Jr. ve Doris Lessing gibi yazarların hem bu camiada kendilerine yer edinmek için ne gibi zorluklarla karşılaştıklarına hem de yarattıkları dünyalarda yeniden kurguladıkları cinsiyet ilişkilerinde neye dayandıklarını daha iyi anlayabilmek ve onları belki de daha iyi okuyabilmek için kulak vermemiz gereken hareketlerden biri kuşkusuz ki feminizm hareketi.

Seray Soysal

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...nist-teori-inceleme/
406 syf.
·2 günde·8/10
Feminist teorinin başlangıçtan bu yana ne gibi değişimleri içerdiğini, farklı teorilerin karşılaştırmasını, günümüz teorilerini anlatan bu kitap farklı feministlerin çok çeşitli alıntılarıyla zenginleşmiş. Feminizmi anlamak adına çok güzel bir kaynak.
406 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Josephine Donovan'ın Feminizm anlattığı ders notlarını derleyerek oluşturduğu bu kitap gerçekten başlangıç için oldukça faydalı. Tam bir Feminizm 101.
406 syf.
·Puan vermedi
"Düzgün insan...kendini dar biçimde geleneklerle ve itaat edişle tanımlamakla yetinir."
Olay şuydu ki kendini tanımlarken toplumda yer edinmiş yanlışları gerçek birer meziyet olarak kabul eder. Yanlışı görebilecek görüden ve anlayabilecek zihin süzgecinden mahrumdur.

Yazarın biyografisi

Adı:
Josephine Donovan
Unvan:
Yazar
Doğum:
1941
Maine Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı Profesörü’dür ve Feminist Literary Review dergisinin editörlüğünü yürütmektedir. Diğer kitapları: Uncle Tom’s Cabin: Evil, Affliction, and Redemptive Love; After the Fall: The Demeter-Persephone Myth in Cather, Wharton, and Glasgow; New England Local Color Literature; Sarah Orne Jewett.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 81 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 121 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.