"Baban hiç uyumadı ki Ada, salonda," demişti. "Senin baban," demiştim ona, koridorda. Gözleri dolarken dudaklarını birbirine bastırmış ve "Senin baban," diye düzeltmişti lafımı. "Bizim babamız."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hıçkırıklarım boğazıma dizilirken aramıza mesafe koydum, arkamı dönüp koşmaya başlamadan önce en son elimi bırakmıştı; en son parmak uçlarımız değmişti birbirine.
"Kaybettim seni," diye fısıldadı elinin tersiyle gözyaşlarımı silerken. Sıcak nefesi yüzüme çarpıyor, kış soğuğunda bile ısıtmayı başarıyordu tenimi. "Tarih tekerrür edecek demiştim. 22 Aralık 2006'da kaybettim, 22 Aralık 2018'de bir daha kaybettim. Kaybetmelere doyamadığım sevgilim... Bana gel ve bir daha gitme, olur mu?"
"Ben senin anneni öldürdüm bu ellerle..." Ellerimi kaldırdım havaya, videoya göre sağ elimi kullanmıştım. "Sen nasıl tuttun bu elleri? Nasıl senin için yaratıldığımı söyledin?" Ellerimize bak Ada, ellerimize bak ve bana benim için yaratılmadığını söyle. "Sen nasıl dokundun bana? Nasıl öptün beni?"