"Bir Genç Kız Yetişiyor" kitabının baş kahramanı Francis Nolan 1901'de doğmuş Brooklyn'li bir kız. Kitap 11 yaşındaki Francie'nin cumartesi ve pazar günü rutinlerini anlatarak başlıyor. Bu başlangıç insana biraz sıkıcı gelebiliyor ve kitabın başı dolayısıyla çok akıcı olmuyor. Ancak bu kısımdan sonra Francie'yi dünyaya getiren koşullar; annesinin, babasının, annesi ile babasının ailesinin, o zamanın Brooklyn'inin anlatıldığı bölümler geliyor ki burada işler gerçekten ilginçleşiyor. Francie'nin annesi Katie ve babası John gerçekten çok gerçekçi ve hayatın içinden karakterler. Kitabın içindeki tüm karakterler fazlasıyla gerçekler. Hayatla mücadeleleri; yenilgileri, zaferleri, güçleri, zayıflıkları tamamen gerçek. Francie karakteri ise gerçekten çok muazzam bir karakter, daha doğrusu yazar karakteri öyle güzel vermiş ki durup ara ara acaba kendi biyografisi mi diye düşündüm. Çünkü herkes bilemez bir çocuğun duygularını, hayal dünyasını, hayallerini, hayattan beklentisini, sevgisini ve mücadelesini... Ancak yazar bizi karakterin en derin sancısına şahit kılmayı başarmış, gerçekten bir klasik olması gereken eser. Yazar aynı zamanda dönemin Brooklyn'ini, göçmenlerin Amerika'da hayata tutunmaya çalışırken yaşadığı sosyal çevreyi, dönemin toplumsal olgularını da bize hiç de sıkıcı olmayan yolla aktarıyor. Her genç kızın, özellikle de anne babaların okumasını şiddetle tavsiye edeceğim bir kitap. Çünkü anne babalar bir çocuğun dünyasını fazlasıyla kendi dünyalarıyla yargılıyorlar oysa çocuğun dünyasındaki zenginlik, enginlik ve hayal dünyasının sonsuzluğu bu gezegendeki en eşsiz şey olabilir.
Tanıdığım bir psikolog bu kitabı yürüttüğü bir okuma grubunda okutuyordu, ben de o vesileyle kitaba merak saldım. Kitabın içindeki aile, yoksulluk, mücadele ve bir insanın hayatta
"Tanrım" diye dua etti, "hayatımın her saatinin her dakikasında bir şey olmamı sağla. Neşeli olayım, Hüzünlü olayım, sıcak olayım. Aç olayım... Çok fazla yemeğim olsun. Yırtık pırtık giyineyim veya çok iyi giyimli olayım. Samimi olayım, aldatıcı olayım. Doğrucu olayım, yalancı olayım. Hem onurlu olayım ve hem günah işleyeyim. Yalnızca her kutsal dakikanda bir şey olmama izin ver. Uyuduğumda her zaman rüya göreyim ve böylece yaşamın küçücük bir parçası bile hiç kaybolmasın."
"Ben hem yaşlıyım hem gencim, bilgi olduğum kadar aptalım,
Başkalarından bağımsız olarak, başkalarını hiç umursamadan.
Anne olduğum kadar baba, çocuk olduğum kadar adamım,
İyi olan bir şeyle iyi, kaba olanlarla kabayım."
"Bir saat içinde, her şeyin hareket halinde olan atomlardan oluştuğunu öğrenmişti. Hiçbir şeyin kaybolmadığı veya yok edilemediği düşüncesini kavramıştı. Hatta bir şey yakılsa veya çürümeye çıkarılsa bile dünya yüzünden silinmiyor, bir bir başka şeye gaza, sıvılara ve tozlara dünüşüyordu. Her şey diye karar verdi Francie o dersten sonra, hayat enerjisiyle canlıydı ve kimyada ölüm yoktu. İnsanların neden kimyayı bir din olarak almadıkları kafasını karıştır."