“Ne bileyim, incinince nasıl baktığını, kaçmaya çalıştığında boynunu nasıl kaşıdığını, köşeye sıkışıp edecek iki kelam bulamadığında görünmez olmak için o elbisenin yakalarıyla oynadığını, uçuşan çiçek tozları yüzünden hapşırdığını, yine de en çok ilkbaharı sevdiğini, lâkin üşüdüğünü, yaz kış mütemadiyen üşüdüğünü, çayına beş kaşık şeker attığını... Hakikatte sevgili sayılmamız için benim bütün bunları biliyor olmam lazım.”