Hz. Muhammed [sav], ''Açlık ve susuzlukla nefsinizle mücâdele ediniz, mükâfat bundadır.'' buyurmuştur.
Şayet ''Açlığa bu kadar büyük bir fazilet nereden verilmiştir ve bunun sebebi nedir? Açlıkta yalnızca mideye eziyet etmek ve sıkıntıya katlanmak vardır. Eğer mesele buysa, insanın kendini dövmesi, etini kesmesi, zararlı şeyler yemesi ve insana eziyet veren benzeri hâllerde sevabın daha da artması gerekmez mi?'' Bilmiş ol ki bu düşüncen, içtiği ilaçtan fayda gören bir kimsenin şifayı ilacın acılığında ve sevilmeyen tadında zannedip tadı acı olan her şeyi içmeye kalkmasına benzer. Bu ise yanlıştır. Fayda, ilacın acılığında değil, ilacın özelliğindedir. Buna da ancak hekimler vâkıf olur. Aynı şekilde açlığın faydasını da ancak seçkin âlimler bilir. Nasıl ki bir kimse faydasını bilmediği hâlde içtiği ilaçtan yarar görürse, açlığın faydasının sebebini bilmeden, yalnızca şeriatta övüldüğünü tasdik ederek kendini aç bırakan kimse de ondan istifade eder. Eğer iman derecesinden ilim derecesine yükselmek istersen, bunu şöyle açıklayalım. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
Allah, sizden imân etmiş olanları yükseltir ve kendilerine ilim verilmiş olanları ise dereceler ile yükseltir.''
İbrahim b. Ethem, arkadaşlarına yiyeceklerin fiyatını sordu. Onlar da fiyatların pahalı olduğunu söyleyince, İbrahim b. Ethem: ''Satın almayarak ucuzlatın.'' dedi.