Şairler dehayı çok uzakta arıyorlar, halbuki o kalptedir ve Allah tarafından kurulan bu âlete dindar bir duygu ile ve rastgele dokununca çıkan birkaç pek sade nota, bütün bir asrı ağlatmaya ve halk arasında aşk kadar belli, his kadar sevimli olmaya kâfi gelebilir. Yüksek usandırır, güzel aldatır, sanatta yalnız tesirli olan ölmez. Üzüntü vermeyi bilen her şeyi bilir. Bir gözyaşında, dünyanın bütün müzelerinden ve bütün kütüphanelerinden ziyade deha vardır. İnsan, meyveleri dökülsün diye sarsılan bir ağaç gibidir: Hiçbit vakit gözyaşlarını dökmeden insan sarsılmaz...
Denebilir ki musiki ile şiir, sadece, üzerinde herkesin kendine mahsus duygularını işlediği makamlar, perdelerdir; aynı hikâye ve aynı hava ile, halk gibi, hiç doymadan asırlarca beslenilebilir. Hatta tabiatın, bu yüksek musiki ve şiirin bile, bütün insanlara ilk ahtan son aha kadar şevk yahut hüzün veren, o hep aynı iki üç söz veya iki üç nottan başka nesi vardır ki ?
Şimdi, bütün insanların, bütün devirlerin ve bütün hayat şartlarının ruhunda müşterek titreyen nota, en hisli nota, bir tek seda içinde sanatın edebî hakikatini sığdıran umumî nota rastlamıştık: Tabiata, aşka ve Allah'a.