Tuğba

Tuğba
@trajivenus
ögrenci
istanbul
15 Ocak
22 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı
"İnsan olmak başka iş, insanlık başka iş."
10/10
·459 syf.··
2023 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2023 01:15
Dağların ardını gördü İnce Memed. Gördü de bir daha kendine gelemedi. Kasabada Abdi Ağa yoktu, herkesin çalıştığı kendineydi. Neden köyde ağa vardı? Neden köylülere zulmediyordu, mallarını elinden alıyordu? Memed buna karşı koymak istedi. Bu düzeni bozmak, yıkmak istedi. Herkesin ne malı varsa kendinin olsun, herkes eşit şartlarda yaşamını sürdürsün istedi. Bu uğurda canından çok sevdiği anacağını, sevdiceğini yitirdi. Evladından ayrı kaldı. Abdi Ağayı yıktı geçti lakin başka Abdi Ağalar da vardı. Bir Abdi Ağa gidiyor yerine Kel Hamza geliyordu. Birde Ali Safa vardı, Vayvay köyüne zulmeden Ali Safa. Köylü umudunu Memed'e bağlamıştı, Ali Safa ile mücadele etmiş fakat Ali Safa'nın zulmü dur durak bilmemişti. En sonunda köyün suyunu kesmiş, millet açlıktan susuzluktan kırılmıştı. Köylünün umudu tükeniyordu artık ve içten içe Memed'e veryansın ediyordu. Ta ki Memed Yağız ata binip köylüleri bu zulümden kurtarana kadar... Öyle güzel öyle yiğit bir yüreği vardı ki İnce Memed'in hiç yılmıyor, pes etmiyor haksızlıklara karşı mücadele ediyordu. Şahindi, mertti o. Biri gidip diğeri gelse de onun için savaşmak, uğraşmak haktı... Kitabın muazzam tasvirleriyle, anlatım gücüyle, duygu geçişleriyle adeta Çukurova'nın taşında toprağında buluyorsunuz kendinizi. Haksızlıklara, zulümlere karşı üzülüyor, Memed'in kahramanlıklarına seviniyor, mutlu oluyorsunuz. İnce Memed 1 kitabında Memed daha çok ön planda iken ikinci kitapta ağaların, beylerin, köylülerin hikayelerine tanıklık ediyoruz ve Memedin içsel sorgulamalarına şahit oluyoruz. Her iki kitapta son derece muhteşemdi. Aynı zamanda yazarın üslubuna hayran kalmamak da elde değildi. Naçizane, yorumlarım bu kadardı. Okuyan herkesin seveceğine emin olmakla beraber okuyacaklara da şimdiden iyi okumalar diliyorum.
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202039bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·144 syf.··
2023 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2023 19:45
"Ve işte ben aşkı böyle tanıdım: Çocuk gözlerinde bir gözyaşıyla..." Alphonse de Lamartine, romantizmin ilk büyük şairlerindendir. Kuşkusuz bu romanında da romantizmi çok iyi yaşatmıştır yazar. Birçok konuda hislendirir ve bir çok konuda düşüncelere daldırır roman. Masum,saf, çocuksu ve sevgi dolu bir aşk romanıdır Graziella. Pişmanlıkların, Gençliğin acı tecrübelerini yansıtır roman bize. Tasvirleriyle bizi adeta romanın bir kahramanı yapar yazar. İnsan her yerde insandır der, insanın hisli tabiatı daima aynı içgüdülere sahiptir der ve tüm insanlığın eşit olması gerekliliğini vurgular yazar sözleriyle. "Her aile, sayfalarını çevirmeyi bilen bir kimse için, bir hikâye ve hatta bir şiirdir. " der ve bize belki de aile deyip geçtiğimiz kavramın önemini sorgulatır. "Şairler dehayı çok uzakta arıyorlar, halbuki o kalptedir." diyerek kitabın sonunda romantizmin en güzel şiirlerinden birini gözler önüne serer. Son Pişmanlıktır şiirin adı. Yaşanan o masum aşkın, o safça sevginin gözyaşlarıdır bu şiir. Konusu itibariyle, gençliğinin rüzgarında savrulmuş bir gezgin ruhun aşkın gölgesiyle tanışıklığının başlamasıdır ve ölesiye duyulan gerçek bir aşkın, binbir pişmanlıkla gölgelenişinin anlatısıdır. "Sana beni seviyor musun? diye asla sormayacağım ama ben seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum!" Yüreğini bu üç kelimeye odaklamış gibi görünüyordu. Şimdi, hor gör beni, alay et, ayaklarınla ez! Paçavralarının içinde kraliçe olduğunu sanan bir deliymişim gibi dalga geç benimle istersen. Beni herkesin ağzına sakız et! Evet onlara da şunu söyleyeceğim: Evet, onu seviyorum! Siz de benim yerimde olsanız, aynı şeyi yapar, ya ölürdünüz ya onu severdiniz...
GraziellaAlphonse de Lamartine · Dorlion Yayınevi · 2023484 okunma
10/10
·72 syf.··
2023 2. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2023 21:09
Koca bir uygarlığın yok olduğunu ve dünyada sadece tek bir kişinin kaldığını düşünün... Dünya çapında bir virüs yayılıyor. Etkisi altına aldığı kişiyi saatler içerisinde öldürüyor, insanlar şehri terkediyor. Yağmacılar insanları öldürüyor; eşyalarını, erzaklarını ellerinden alıyor. Sokaklar, caddeler insan ölüleriyle dolu. Uygarlık çöküyor ve herkes kendisi için yaşamaya başlıyor. Tek bir kişi kalıyor geriye, Profesör. 3 yıl boyunca insana hasret yapayalnız yaşayan Profesör sonunda kendisi gibi bu hastalığa bağışıklık gösterebilmiş, hayatta kalabilmiş az sayıda insanla karşılaşıyor. İlkel yaşam koşullarıyla hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Jack London'ın 1912 yılında kaleme aldığı bu kitapta 2010'lu yıllarda bir salgından söz ediliyor. Günümüzde ise 22 Nisan 2022 itibariyle dünyada virüse yakalananların sayısı 2.7 milyona, Türkiye'deyse 100 bine varmıştı. Sizce de Jack London'ın bu muazzam eseri günümüz İle kıyaslandığında keskin benzerlikleri bakımından garip değil mi? ["Geçici düzenler köpükler gibi uçar gider," diye mırıldandı, belli ki bir şiirden bir dize okumuştu. Aynen öyle, köpükler gibi, geçici. İnsanın bu dünyadaki bütün çalışması köpükten öte bir şey değil. İnsan kendine faydası olacak hayvanları evcilleştirip düşmanca davrananları yok etti, toprağın yabani bitki örtüsünü temizledi. Ama sonra insan yok oldu ve ilkel hayat geri dönüp onun elleriyle yaptığı her şeyi sildi süpürdü. Arazileri orman oldu, tarlaları yabani otlarla doldu, sürülerini yırtıcı hayvanlar yedi.]
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma