Sonat

Sonat
@trapdoor
Believe me darling, the starts were made for falling
yaralandım. bütün noktalarımdaki nöbetçiler yaralandı. ölü de var dudaklarımda. çığrından çıkmış bir ayaklanma gibi ağlamakta yalnızlığım. yokluğunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri.
Reklam
bunlar da geçecek şüphesiz. seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki.
seni kaybettim. bunu biliyorum. seni kaybettiğimi sen çekip gitmeden önce de biliyordum. ortadaydı. bedel ve kefalet ortadaydı. senin hakkında bir satır yazmamaya çalışmamın nedenini hiç düşündün mü? sana ait olanları içten içe koruma uğraşı mıydı sanki bu. kuşkusuz. hâlâ da saygıyla ağlıyorum. büyük bir tesadüfe yenildim, büyük bir eksen kaymasıyla, sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan gibi, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.
uzun zamandır seni planlıyorum haksızca.
ben seninle birlikte yaşlanabilecek kadar erken yola çıkmayı istemiştim; maceramız uzundu çünkü. maceramızın tahakküm altına alınamayacak kadar mükemmel olması, donanımımızla ilişkiliydi. yani, sen ne kadar sevecensen, ben ne kadar az yıpratıcıysam, o da o kadar mükemmeldi. özveri denilebilir buna. insan, özverinin çocuklara ad olarak verilebileceği bir dünyada tanımını kaybediyor, miladını kaybediyor, peygamberlerini kaybediyor. bu kaybedişteki kaosun ritmiyle çekiliyorum sana. sen bir mıknatıssın şeffaf ve ben, çekilirken sana içimdeki alelade metal parçalarıyla, kan şekerim düşüyor, tansiyonum düşüyor, ağrılarım düşüyor, ağzım düşüyor, ellerim.. en çok da ellerim düşüyor. sakın, sakın ha üstüne alınma, bir nedeni yok. yalnızca öptüm.