bir sabah, soğukkanlılıkla, boynuna ip bağlayıp onu bir ağacın dalına astım; gözlerimden yaşlar süzülerek ve kalbimde en acı verici vicdan azabını hissederek astım onu- onu astım çünkü beni sevdiğini biliyordum ve gücenmeme hiçbir zaman neden olmadığını hissediyordum; -onu astım çünkü bunu yapınca günah işlediğimi biliyordum -öyle bir günahtı ki işleyince ruhumun güvenliğini tehlikeye,rûhumu en merhametli ve en zalim Tanrı'nın sonsuz merhametinin bile ulaşamayacağı bir yere koyacaktı.
insanlar bana deli deyip duruyorlar; ama deliliğin zekânın zirve noktası olup olmadığı-bu denli muhteşem olup olmadığı-bu derece derin olup olmadığı-hastalıklı düşüncelerden doğmayıp-genel algıya zıt düşen şeylere çok sevinen bir beyin mizacından ortaya çıkıp çıkmadığı sorusuna henüz cevap bulunmuş değil
Tanrı ve rûh hususlarıyla ilgili yazılan her şeyi okuyup düşünülebilecek her şeyi düşündükten sonra, düşündüğü her şeyi dile getirme hakkı olan adam, bu konularla alâkalı en derin düşünceyi en sığ fikirden ayırt etmenin güçlüğüyle karşı karşıya bulur kendini.