Bazen bayıltacak kadar sert vurduklarından canı bu karanlığı, ona hissettirmeden bir şeyler yapıldığı, zamanın fark etmeden geçtiği boşluğu arzulamaya başladı
Yatağını ıslatmaya başladı, pederin odasına muayene için daha çok çağrıldı, daha çok muayene edildikçe de yatağı daha çok ıslattı. Peder geceleri odasına gelmeye başladı, ardından Peter Birader, sonrasında da Matthew Birader, o ise giderek kötüleşti.
Yılbaşı gecesinden önce tuvalette oturup koluna jileti çekerken sahiden eli kaymıştı: Daha uyku sersemiydi, normalde o kadar dikkatsiz davranmazdı. Ancak hatasını anlayınca bir dakika, iki dakika saymıştı ne yapacağını gerçekten bilemeden oturmuş, bıraksa bu kaza kendi sonucunu getirse, sanki kendisini de aşıp Willem'i, Andy'yi, aylar sürecek dertleri çağıracak karardan daha kolay olacakmış gibi hissetmişti
Her ay, her hafta, gözlerini bu dünyada bir gün daha yaşamak için açardı. Acının her şeyi, hatta unutmak için bunca çabaladığı geçmişini bile bulandırdığı, sildiği günlerde dahi yapıyordu bunu. Anıları diğer bütün düşüncelerini kovaladığını mevcut hayatına tutunmak, çaresizlik ve utançla öfke krizine kapılmamak için olağanüstü gayret ve konsantrasyon sarf ettiği günlerde dahi. Çabalamaktan yorulduğu, uyanık ve canlı kalmanın muazzam enerji gerektirmesi yüzünden yattığı yerde kalkıp bir daha denemek için sebepler aradığı, tuvalete gidip lavabonun altına zulaladığı kilitli naylon poşetten pamuğunu, jiletlerini, alkollü mendillerini, sargı bezini alıp teslim olmanın çok daha kolay geldiği günlerde bile. En kötü günleri bunlardı.