Fikrin karşısına kuvvetle, şiddetle çıkmak hataların en büyüğü! Çünkü bu yolla fikir ölmez, kipritteki ateş özü gibi gizli kalır sadece. Asıl yapılacak şey çarpık düşünceleri düzeltmeye yönelik müsbet karşılıklar vermektir. Konunun aydınlanması, herkesçe kavranır hale gelmesi için en güzel üslüp çerçeveleri içinde karşılıklı konuşmaktır...
O yüzden bize düşen görev; İslâm esaslarını net bir şekilde içeren fıkıh bilgisi üzerine kurulu köklü bir İslâmî şuur oluşturmaktır. Evet, derinliklere nüfûz eden, yüzeyde kalmayan, kabuğu değil de özü veren bir fıkıh anlayışı. Fürûu usûle, parçayı bütüne, zannı katîye ircâ eden, tâli derecedeki kanallarla yetinmeyip hükümleri asıl kaynaklarından alan bir fıkıh anlayışı. İşte, İslami şuur böyle bir fıkıh anlayışı üzerine kurulmalıdır.
155
Müslümanların dışındaki dinde aşırılar söz ve eylem olarak öyle şeyler yaparlar, koyarlar ki ortaya, hiç kimse kalkıp müslüman olup da aşırı hareket edenlere söylenen sözleri söylemez onlara.
Bilindiği gibi, müslümanın kendi kendine iyi olması İslâm için yeterli değildir. Başkalarının ıslahı için de aynı şekilde, olanca gücünü sarfetmek zorundadır.