Tuçe

Tuçe
@tucecopur
~Dijital günce Minik bir dünya içerisindeki bahçesine çiçek ekiyor.🪻 Herkes Tuğçe'yi görür, ben Tuçe'yi görmek isterim.
Eğer bir gün birlikte olmadığımız bir yarın olursa, Her zaman hatırlaman gereken bir şey var. İnandığından daha cesursun, göründüğünden daha güçlüsün ve düşündüğünden daha zekisin! Ama en önemlisi, ayrı olsak bile, her zaman seninle olacağım.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
kamyon arkası
"Hayaller güzeldi keşke yaşanabilseydi." Bu yazıyı trafikteyken bir kamyonun arkasında işittim. Tam içimden nasıl da felsefi bir cümle dedikten sonra aklıma derste hocamın dediği cümle geldi; "Felsefe özlü sözler değildir." Felsefe özlü sözler değildir. Doğru, değil. Hocam doğru bir noktaya parmak bastı. Bu cümle ne demek istiyor? Her insan kendi yolculuğunu yaşar. Yürüdüğümüz yol bazen kesişmeler yaşar. Başka insanlarla karşılaşır. Bir müddet aynı yolda devam eder, yol ayrımında kendi yolculuğunuza devam edersiniz. Yolda yaşanmayı bekleyen, yarım kalmış hayaller... Bir kamyonun arkasında, bazen bir şarkının içinde karşına çıkar ve seni kendi yolculuğuna döndürür. “Hayaller güzeldi, keşke yaşanabilseydi.” Belki bir sitemdir bu, belki bir kabulleniş. Ama ben inanıyorum ki bazı hayaller hiç yaşanmasa bile bir yerlerde yaşamaya devam eder. Çünkü insan, umut ettiği sürece yolun hep bir anlamı vardır. Belki o hayaller bir gün, başka bir zamanda, başka bir yolda karşımıza çıkar.
Hayatımızda işlediğimiz hataların çoğu, düşünmemiz gereken yerde hissetmekten, hissetmemiz gereken yerde düşünmekten ileri gelmektedir.
Kuzu Pina
Ağılda bir gürültü vardı. Herkes telaşlıydı,bir arayış içerisindeydi. Kuzu Pina ağılın en karanlık köşesine çekilmiş olup biteni izliyordu. Ne yapıyorlardı acaba? Neden koşup duruyorlardı etrafta? Bebek kuzular "anne anne" diye melerken; koyunlar ise "yavrum" diye yakarıyorlardı. Yavru kuzuların aradıkları şey gerçekte anneleri miydi yoksa... Biraz sonra etraf sessizleşti. Herkes birini,bir şeyi, birbirini bulmuş gibi görünüyordu. Kuzu Pina yalnız kalmıştı. Annesinin kokusunu hatırlamaya çalıştı. Sesini, yüzünü, o sıcak yününü ve nefesini hatırlamaya çalıştı ama hatıralar silinikti. Tam o esnada rüzgar tüm gücünü kullanarak kapıyı araladı. Kuzu Pina'nın gözü bir anlığına dışarıdaki karanlığa odaklandı. Gökyüzündeki ay, ışığını bir hüzme halinde kapıdan içeri süzmekteydi. Kuzu Pina yerinden kalktı 1-2 adım attı. Attığı cesaretsiz adımlar onu kapıya dışarıdaki karanlığa yönlendirdi. Kuzu Pina derin bir nefes aldı. Belki de aradığı şey dışarıdaydı. Ne bir anne, ne bir sürü, belki de aradığı sadece kendisiydi.
Beyaz Ayakkabı
İnsan kendini kaybeder mi? Bu sorunun cevabı aslında kişiden kişiye değişir ama bana sorarsanız, evet, insan kendini kaybeder. Yavaş yavaş, musluktan akan su damlaları gibi fark etmeden olur bu. Her şey normalmiş gibi görünür; “bir damla” dersin kendine, ama arka planda su tükenmektedir. Önce kendin gibi konuşmamaya başlarsın, sonra kendi zevklerinden vazgeçersin, düşüncelerinden ödün verirsin. Bir gün aynaya bakarsın; orada hâlâ sen varsındır ama gördüğüm bambaşka biri. Bakışların değişmiştir. Aynadaki yansımana uzun uzun bakarsın ve “ne yaptılar sana?” demek geçer içinden. Saçlarını okşamak, o içindeki yorgun çocuğu teselli etmek istersin. O an fark edersin ki, kendini verirken kendinden vazgeçmişsin.Neden, nasıl olduğunu bile tam hatırlamazsın.Sadece bir noktada durur, sessizce düşünürsün: Belki de insan kendini kaybetmez… sadece kendinde kendini unutmuşsundur. Unutma kendini, sen varsın senin yanında...