Erasmus insanların deli olduğuna inanır.
Gerçekten de barış yerine savaşı, zevk yerine cefayı, dostluk yerine bin bir dikenli düşmanlığı seçen ve şu dünyadaki kısacık misafirliği birbirine zehir etmek için uğraşan canlı türüne delilikten başka hangi sıfat yakıştırılabilir?
İyi bir insan, yapacaklarının sonunun ölüm mü yaşam mı olduğunu hesaplamaz. İyi bir insan, sadece yaptıklarının iyi mi kötü mü olduğunu düşünür. İyinin mi kötünün mü yanında ona bakar.
Yaklaşan fırtınayı görüyorum. Her fırtına gibi bu da yıkım getirecek ama bir yandan da toprağı sulayacak ve yağmurla beraber gökten irfan yağacak. Her fırtına gibi bu da er ya da geç dinecek. Ne kadar şiddetliyse o kadar çabuk geçecek.
Şükürler olsun ki fırtınaları göğüslemeyi öğrenmiştim.
Zarafet, hareketi kusursuz, adımı sağlam, bir sonraki adımıysa saygıdeğer kılmaya en uygun duruştur.
Zarafete ulaşmak için her türlü abartıyı elemek gerekir, böylece insan, gösterişsizliği ve odaklanabilmeyi keşfeder: Duruş ne kadar gösterişsiz ve vakursa o kadar güzeldir.
Kar güzeldir, çünkü tek bir rengi vardır; deniz güzeldir, çünkü düz bir yüzeye benzer - oysa deniz de kar da derindir ve niteliklerinin farkındadırlar.