T

T
@tugbasrn
Varoluş deneyimlerinin belirli bir noktasında ezilenler, ezen ve ezenin hayat tarzı tarafından karşı konulmaz şekilde cezbedilirler. Bu hayat tarzını paylaşmak onları kendilerinden geçiren bir özlem haline gelir. Ezilenler, yabancılaşmanın etkisiyle ne pahasına olursa olsun ezene benzemek, onu taklit etmek, onu izlemek isterler.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kadercilik kimi zaman ulusal karakterin özelliği olan bir uysallık olarak yorumlanır. Oysa uysallık kisvesindeki kadercilik, tarihsel ve sosyolojik bir durumun ürünüdür; bir halkın davranışının asli özelliği değildir. Hemen hemen her zaman alınyazısının, kaderin yada talihin-kaçınılmaz güçlerin- gücüyle veya çarpık bir Tanrı anlayışıyla ilişkilidir. Büyü ve mitin egemenliği altında ezilenler sömürünün ürünü olan çilelerini Tanrı'nın iradesi gibi görürler; sanki bu "örgütlü karışıklığın" yaratıcısı Tanrı'ymış gibi.
Halka güvenmek, devrimci değişimin olmazsa olmaz önkoşuludur. Gerçek bir hümanist, halkın mücadelesine katılmasına neden olan, halka duyduğu güven ile ayırt edilebilir, bu güven olmaksızın halk adına yaptığı binlerce eylemle değil.
Ezenler için "insani varlık" sadece kendileridir; öteki insanlar "şeyler"dir. Ezenler için sadece bir tek hak vardır: Kendilerinin barış içinde yaşama hakkı. Buna karşılık ezilenlerin hakkı ise-ki bu hakları bile her zaman saygı görmez, olsa olsa kabullenilir- hayatta kalmaktır. Ve bu zoraki kabul de sadece ezilenlerin varlığı, kendi varoluşları için zorunlu olduğundan gerçekleşir.
Şiddet; ezen, sömüren, ötekileri kişi saymayanlarca başlatılır; yoksa ezilen, sömürülen, kişi sayılmayanlarca değil. Antipatiyi başlatanlar, sevilmeyenler değildir, sadece kendilerini sevdikleri için aslında sevmeyi beceremeyenlerdir. Terörü başlatan; çaresizler, teröre maruz kalanlar değil, iktidarları sâyesinde "hayatın reddedilmişleri"ni ortaya çıkaran somut durumu yaratan tedhişçilerdir. Despotizmi başlatan, zulmedilenler değildir, zalimlerdir. Nefreti başlatan, horlananlar değil, horlayanlardır. İnsan olumsuzlayan, kendilerine insan olma hakkı tanınmayanlar değil, onlardan insanlığı esirgeyenlerdir. Güçlünün egemenliği altında zayıf düşürülmüş olanlar değil, onları güçsüz kılmış güçlülerdir zor kullanan.