Tuğba

Tuğba
@tugbaypc
“Bu dünya oyalanma yeri değildi; eğlenme yeri, zevk sefa yeri hiç değildi. Tabii ki Allah’ın lütf ettiği nimetlerden faydalanmak gerekti; lakin bunların birer nimet olduğu bilincinde olmak da gerekliydi, yoksa insan nasıl hamdederdi. Öyle ki insan hamdetmenin de bir nimet olduğunu bilip Allah’tan gelene rıza göstermeliydi. O’ndan geldiği bilinen şerlere bile hamdetme olgunluğuna ulaşmalı, bunun kuru laftan ibaret olmadığını kalbinde hissetmeli, hayatına yerleştirmeliydi. Tabii ki çalışmak gerekliydi, insanlara faydalı olmak lazımdı, mesele dünyadan el etek çekmek değildi; lakin hırs ve dünyalığa duyulan sevgi işin içinden sıyrılmalıydı. Bu dünyadaki en önemli çaba Allah’ın razı olduğu bir hayatı sürdürmeye dair olmalıydı. Kalbini O’nun aşkıyla doldurup O’nun yolunda yürümeliydi. Kişi nefsini iyi tanımalıydı. Yoksa insan ziyan içinde olur, nankör ve akılsız bir mahlukata dönüşür, sonsuza kadar mahvolurdu. Ölüm, bu dünyanın bir sonunun olduğunun en büyük ispatıydı, insanın içindeki boşluk ise ötelerden çağıran büyük gerçekliğin delili ki O’nu bilmek için deliğine ihtiyaç yoktu. “
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“ Sevenle sevmeyen rıza halinde değil, hoşnutsuzluk halinde belli olur.” demiş Abdülkadir-i Geylâni hazretleri.
“Bu dünya rahat etme yeri değildir, her insanın zaman zaman sıkıntıları olur. Bu Âdem aleyhisselamdan beri insanlığın değişmez kuralıdır. “
“Cesetler ölür, ruhlar değil. Fatma babaanne dünyaya gelmeden de dünyada da dünyadan gittiğinde de ruhu vardı ve var olmaya devam edecek. Yüce Allah onun ruhunu yarattığından beri sonsuzlukla müjdeli. Tıpkı benim, senin ve tüm insanların olduğu gibi.”
"Geceyi hastadan sormak lazımdı. Hastalık, ömür saatine kurulan bir uyandırma alarmıydı ne de olsa. Gaflet uykusuna dalanların en iyi ilacı..."
Sayfa 74·Kitabı okudu