Türklüğün 1920'lerde verdiği İkinci Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı ilk defa alfabe ile başladı. Arap harfleri, gene iyi niyetle, İslam'a duyulan saygı dolayısıyla alınmıştı. Ama Türkçeye uymuyor, onu köstekliyor, Arapça, Farsça sözcüklerin ise kullanılmasını kolaylaştırıyordu. Arap yazısı Arapçada öyle olduğu için sessiz harflere dayanıyor, Türkçe ise sesli harflere dayandığından bu yazı ile yazılması onu boğuyordu: Oysa ki, İslam, kalıbı, şekli değil, manayı, niyeti, ifadeyi temel alır. İfadeyi, manayı kolaylaştıracak her değişiklik İslam'ın ruhuna uygundur. Arap harfleri yerine Türkçeye tıpatıp uyan yeni Türk harflerinin getirilişi İslam'ın hassasiyetine bir darbe vurup, Frenkçeye sarılmak için değil, Türk'ün ifadesini, ruhuna dönüşünü kuvvetlendirebilmesi içindir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Atatürk, dili milli kurumların en başta geleni sayıyor, milli duygu, düşünce ve yönelişin, milli benlik ve şuurun milli dile bağlı olduğu üzerinde önemle duruyor, uzun vadeli düşünülürse milli bağımsızlığın ancak Türk dili var oldukça, dil bağımsız oldukça mümkün olacağı temelinde yürüyordu.
Atatürk ölüm döşeğindeydi, üç gün komada kalmıştı. Kendine geldi, son nefesinde, "Arkadaşlara selam, dil çalışmalarını sakın gevşetmeyin," dedi ve kendinden geçti. Türkiye'nin üzerine eğildiği bütün meseleleri arsında, Atatürk'ün son nefesinde bile üzerinde duracağı bu mesele ne olabilirdi?
Gönül gibi kelimelerin Batı dillerinde karşılığı yoktur. Çünkü Batı'da böyle kavramlar hala yoktur. Derin, eski kültürleri olan Asya milletlerinde vardır.