O feci baş ağrılarından birini çekiyordum. Ağrı beynime beynime vuruyordu; öyle manyak bir noktaya geldi ki, giyotinin fena fikir olmadığını düşünmeye başladım.
Ayler'in Ghost'u çalıyordu. Her şey yerdeydi; sözlükler - İspanyolcası, Arapçası... Omas marka mürekkebler, yaprak yaprak parşömen kağıtlar, duyu ötesi algı diskleri, kutsal asalar, pullu kumaşlar ve Bir Milyonerin Şiirleri. Şair enkazı yani.
Ancak yine de zaman anladım ki, içindeki anılara bağlanmak iyi fikir değil. Çünkü ne zaman bir objeye odaklansam, ya ben onu kaybediyorum, ya da o kendiliğinden ortadan yok oluyordu.