Oysa biliyorum, sen dokunmadım bile yaralarıma, sadece baktın, şöyle bir an, göz ucuyla. Başını kitabından kaldırıp, kendisini Çağıran sese cevap veren biri gibi. “Ne var?” Bir ilgisiz bakış, ama bana sunulmuş o tek bakış, hiç görülmemiş ortaya çıkarmaya, gizli kalmış kanı akıtmaya yetti.
Ne saçma, ne umutsuz. Bir boşlukta, ne olduğunu bile hatırlamadığım bir şeyi aramak. Bütün taşları teker teker kaldırıp altlarına bakarak, bütün kovuklara, deliklere, çukurlara ellerine sokarak, çılgınca aramak. Oysa her defasında yeniden, yeniden bulduğun umutsuzluk sadece.
Ne saçma, ne umutsuz. Yok olup gitmiş bir aşkı yeniden yaratmaya kalkışmak, üstelik de onu yitik bir gözün boşluğunda aramak. Artık benim için çok geç olduğunu kabul etmeliyim.