Ama o sıralar Helen hastaydı: Haftalar önce üst kattaki, hangisi olduğu nu bilmediğim bir odaya götürülerek benden uzaklaştırılmıştı. Bana söylendiğine göre, okuldaki ateşli hastaların bulunduğu bölümde değildi çünkü onun hastalığı tifüs değil, veremdi.
Bence hayat kin gütmek ve yapılan haksızlıkların çetelesini tutmak için çok kısa. Bu dünyadaki herkesin kusurları var; kusursuz tek bir kişi bile yok. Ama inanıyorum ki fani bedenlerimizle birlikte bunları da geride bırakacağımız, bütün kusurlarımızın ve günahlarımızın bu hantal et parçasından sıyrılacağı ve geriye kalan tek şeyin ruhun parıltısı olacağı o gün gelecek.
"Sana iyi davrananlara karşı iyisin. Ben de her zaman böyle olmaya çalışırım. Sana acımasız davranan ve haksızlık eden kişilere karşı nazik ve itaatkâr olursan kötü insanlar istediklerini yaparlar. Asla korkmazlar ve bu yüzden değişmezler, hatta gitgide daha da kötüleşirler. Bize sebepsiz yere vuranlara daha da sert vurarak karşılık vermeliyiz. Öyle sert vurmalıyız ki bunu bir daha yapmamaları gerektiğini öğrenmeliler."
"Umarım büyüdüğünde fikrini değiştirirsin. Henüz cahil bir kızsın."
İyi bir yuvadan ve sevgi dolu ebeveynlerden ayrılmış olsaydım ayrılık acısı muhtemelen en çok bu saatlerde koyardı. Rüzgâr bu saatlerde yüreğimi acıtırdı, aşina olmadığım bu şamata huzurumu bozardı. Oysa şimdi hem tuhaf bir heyecan hem de bir tür kayıtsızlık, yerinde duramama hissi veriyordu.