tugra

Çocukların eğitimi kilden eşya yapmaya benzer. Aile çocuğuna istediği şekli verebilir ama yaptığı şey bir kez fırınlandı mı artık değiştirilemez.
Reklam
Bir gün Diyojen sebze yıkamaktadır. Platon yanına gelir ve “Dionysios'a boyun eğseydin böyle sebze yıkamak zorunda kalmaz­dın” der. Diyojen cevap verir: “Sen sebze yıkasaydın Di­onysios'a boyun eğmek zorunda kalmazdın.”
Diyojen, Corinth’te her zamanki gibi yatmış güneşlen­mektedir ve kendisinin methini duyan Büyük İskender gelip tepesinde dikilir. Bonkörlüğünü göstermek için “Dile benden ne dilersen” der ve karşılığında da Diyojen ondan güneşinin önünden çekilmesini ister. Büyük İskender “Eğer İskender olmasaydım, Diyojen olurdum” der. Korkusuzluklarını eşit görmüştür. Ne bir eksik ne bir fazla. Düşünün ki hiçbir şeyi olmayan, bir fıçının içinde yaşayan Diyojen, dünyaya hükmetmiş bir imparator ile aynı kefeye konmuştur. Hem de o impa­rator tarafından.
Diyojen zengin bir adamın evine girdiğinde adam ona asla yere tükürmemesini tembihler. Bir müddet sonra tükürme ihtiyacı duyan Diyojen adamın suratına tükü­rür ve bunun sebebini de ondan daha kötü bir yer bu­lamaması olarak açıklar. Böyle bir korkusuzluk insanı özgür kılmaz da ne yapar?
Sayfa 21
"Hayat değil, kötü yaşanan bir hayat kötüdür."
Reklam