Diyojen zengin bir adamın evine girdiğinde adam ona asla yere tükürmemesini tembihler. Bir müddet sonra tükürme ihtiyacı duyan Diyojen adamın suratına tükürür ve bunun sebebini de ondan daha kötü bir yer bulamaması olarak açıklar. Böyle bir korkusuzluk insanı özgür kılmaz da ne yapar?
"Bir gün Diyojen’e şarap verirler. O da hepsini döker. Neden diye sorduklarında ‘Eğer hepsini içseydim sadece şarabı değil kendimi de kaybetmiş olurdum’ der.”
Diyojen, meydanda Atinalılara yaptığı bir konuşmada insanın mütevazı, kendini kontrol ederek yaşaması gerektiğini anlatır. Konuşma bittiğinde onu alkışlayan Atinalılara şöyle bağırır:
“Hepinizin canı cehenneme, yaptığınız her şey söylediklerime karşı çıkıyor.”
O alkışlayanların asla yapmayacakları bir şeyi alkışlıyor olmaları zaten yeri geldiğinde bir köpek gibi hırçınlaşmasına sebep olan şeyin bir sağlamasıdır.
“Konuşmalarında saldırgan olmalısın, hatta bir köpek gibi hırlamalısın. Somurtmalısın ve yüz ifadenle uyumlu bir yürüyüşün olmalı. Diyeceğim o ki her şeyin vahşi ve hayvani olmalı. Bütün mütevazılığı, efendiliği bir kenara bırakmalısın. Uyumlu olmaya çalışmamalısın. Yüzün asla kızarmamalı, utanmamalısın. En kalabalık yerleri seç ve oraya gidip tek başına kal, kimseyle konuşma. Kimsenin sana yaklaşmasına izin verme. Gücünü baltalamalarına izin verme. Pek çok kişinin kendi özelinde bile yapamayacağı, çok cesurca şeyleri herkesin önünde yap. Şehvet duygularını tatmin edecek en absürd yolları seç. *Eğer istersen bir ahtapot ya da mürekkepbalığını çiğ çiğ ye ve öl. Sana vaat edebileceğimiz mutluluk budur.”
*Bunun Diyojen’in ölüm sebebi olduğuna dair bir inanış var.