1000Kitap Logosu
Tülin Gürel
Tülin Gürel
Tülin Gürel
TAKİP ET
Tülin Gürel
@tulingurel
Hele önce yaşa! Önce çiğnen bakalım! Sen de çiğne!
İktisat
8 Mayıs 2001
Kadın
214 okur puanı
24 Ara 2020 tarihinde katıldı.
53
Kitap
13
İnceleme
811
Alıntı
9
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Tülin Gürel
Yanlışlıklar Komedyası'nı inceledi.
94 syf.
·
2 günde
·
9/10 puan
Spoiler içerir
Yanılgılar Komedyası Tam olarak can sıkıntısında okunacak bir eser. Neşenizi yerine getireceği kesin. Kitapta birbirini kaybeden iki ikiz kardeşin birbirlerine kavuşmaları anlatılıyor. Bütün karakterler çok iyi betimlenmiş, özellikle Efesli Dromio'nun karısını, Sirakuzalı ikiz kardeşi Dromio muhteşem bir şekilde tasvir ediyor. Tek beğenmediğim karakter kesinlikle Adriana'nın kız kardeşi olan Luciana. Tamamen kadınları köle olarak gören bir zihniyet ve o kadar aptalca düşünceleri var ki: "Boyun eğmeyi öğreneceğim sevmeyi öğrenmeden önce..." Ağzının ortasına geçiresim gelmişti ve maalesef gerçekten böyle düşünen kadınlar var hâlâ günümüzde. Delirmelik. Kitapta hiç beklemediğim şey, rahibenin Antipholus'ların annesi çıkması. Gerçekten şaşırttı. Kitapta beğendiğim bir ayrıntıyı alıntılamak istiyorum: Sirakuzalı Antipholus Adı ne? Sirakuzalı Dromio Şendaze* efendim. Adı ile birlikte üç endaze eder, yani kalçasının bir yanından ötekine üç endaze bile az gelir. *Yazar, burada Nell adı ile 30 cm.lik bir ölçüyü ifade eden ell kelimesini kullanarak söz oyunu yapmış. Biz de adı Şendaze yaptık ve 65 cm.lik bir ölçü olan endaze ile eşleştirdik. Bu bölümü gerçekten beğendim çünkü anlamı bozmadan çeviriyi çok güzel kitaba aktarmış. Ayrıca Özdemir Nutku beyin önsözü de gerçekten çok hoş olmuş. Mutlu sonlu güzel ve komik bir hikâye. Tavsiye ederim.
Yanlışlıklar Komedyası
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
Tülin Gürel
İnsanlığımı Yitirirken'i inceledi.
109 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Yazarla tanışma kitabım oldu ve Kafka ile yaşadığım bütün hisleri yeniden ama edebi değil, daha gerçekçi bir şekilde yaşattı bana. Son kısmı okuyana kadar yazarın kendi hayatı sandığım bir kitap fakat yine de açıklamasına rağmen ben yazılanların ya gerçekten yaşandığına (hâlâ yazarın hayat hikâyesi olduğunu düşünüyorum :)) ya da yazarın gerçekten muhteşem bir yazar olduğuna inanıyorum. Yazarın her konuya girmesi, özellikle ilişkiler ve toplum üzerine durması gerçekten güzeldi. Toplum üzerine çok güzel fikirler oluşturulmuş, insanı düşünmeye itmiyor değil. Kitapta beğenmediğim hiçbir her olmadı hatta nasıl öveceğimi şaşırdım, dondum kaldım. Betimlemeleri çok güzel ve yerinde. Hikâye zaten olağanüstü güzel. Kesinlikle tavsiye ederim.
İnsanlığımı Yitirirken
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
Tülin Gürel
Asilzade Yuvası'nı inceledi.
260 syf.
·
2 günde
·
7/10 puan
Hüzünlü bir aşk hikâyesi... Sevgisiz bir şekilde büyütülen iki kişinin birbirinde bulduğu aşkı anlatan bu roman, adamın karısının eve dönüp adamı yine kullanıp atmasıyla son buluyor.. Lavretski'nin karısı gerçekten itici bir kadın. Son derece oyuncu son derece kurnaz. Lavretski'nin aklını çelen güzelliği ve başta masum duran tavırları evlenene kadar kandırdı adamı. Evlendikten sonra ise adamın parasını harcayıp, sevgililerine yedirdi tabiri caizse. Lavretski'nin aldatıldığını öğrenmesinin ardındansa kadını terk etmesi ama boşanmaması saçmaydı. Bilemiyorum belki boşanma gibi bir durum yoktu onların kültüründe. Memleketine dönen Lavretski, masum, küçük ve dindar Liza'mıza aşık oluyor. Kendisinden yaşça küçük olan bu kızı etkilemeyi başarıyor fakat Liza'nın gayet efendi, becerikli ve sanatçı bir talibi de var aynı zamanda Lavretski'ye rakip olacak. Her şeye rağmen birbirlerine aşklarını itiraf eden Lavretski ile Liza çiftinin de mutluluğu bir gün sürüyor çünkü karısı geri geliyor Lavretski'nin. Liza ise manastıra gidiyor. Kitap kısaca bu kadar. Evdeki herkesin bir dert babası olduğu, hepsinin zengin ama sevgisiz büyüdükleri bir evi anlatıyor. En sinir edici durum da kadınların sürekli kendilerini olası bir kötü durumda boyun eğmesi gerektiğini söyleyen büyükleri. Hataları affetmesini söyleyen, evlendiğinde karşındaki ne yaparsa yapsın onu affetmesinin zorunlu olduğunu söyleyen bir tip var. Kendisi Liza. Kadın, sevdiği adama, karısını affetmesi için yalvarıyor. Ay gerçekten çok sinir oldum Liza'ya. Sinir bozucu bir dindarlığı var.
Asilzade Yuvası
OKUYACAKLARIMA EKLE
15
Tülin Gürel
Platon - İnsanın Kendini Yenmesi En Büyük Zaferdir'i inceledi.
80 syf.
·
1 günde
·
9/10 puan
Platon'un görüşlerini ve felsefesini öyle güzel yorumlamış öyle güzel açıklığa kavuşturmuş ki Taner bey, beğenmemek elde değil. Günümüzden örnekler verip olayı pekiştirmesi ve Platon'un sözleri kadar değerli sözleri... Kitap Platon'un 7 öğretisi etrafında şekilleniyor. Bu 7 öğreti, her bölümde titizlikle açıklanıyor. Bu öğretiler: 1. İnsanı değil, insandaki kötüyü terket. 2. Önce kendi sev, sonra başkalarını. 3. Gerçeği bilmek istiyorsan, ötesine bak. 4. Bildiğini bilme, bilmediğini bil. 5. Yönetilmek istemiyorsan, yönetmeyi öğren. 6. Hayatı anlamak istiyorsan önce müziği anla. 7. Yaşamak istediğin dünyanın insanı ol. Kitap boyunca en sevdiğim bölümler kesinlikle gerçek aşkla şehvetin ayrımının yapıldığı 2. öğreti ve her şeyin kişinin kendine başladığını anlatan 7. öğreti. Tek sevmediğim yanı tekrara düşen cümleler olması. Demek istediğim bir şeye ak dedikten sonra tekrar beyaz demeye gerek duymak biraz tadımı kaçırdı fakat yine de anlaşılması için gerekli de görülmüş olabilir. Keyifli okumalar dilerim...
Platon - İnsanın Kendini Yenmesi En Büyük Zaferdir
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
415 syf.
·
5 günde
·
8/10 puan
1984... Övüle övüle bitiremeyen, "kesinlikle okumalısın" diyen ama aslında okumamış olan, sırf popüler bir kitap diye kafasının üstünde "bakın ben 1984" okuyorum diye dolaşan büyüük bir kitleye sahip bir kitap. Lütfen yanlış anlaşılma olmasın, sadece bu kitabı gerçekten okumak şöyle dursun aklımdan geçirdiğimde okumayı, kendimden tiksiniyordum bu tip insanlar olduğu için. Aynı şeyi Sefiller'de de yaşıyorum maalesef ve Fahrenheit 451 kitabı için de aynı şeyleri düşünüyorum. Ne bileyim popüler kültür beni hep germiştir ve genelde bir kitap ne kadar övülüyorsa o kadar kötü çıkıyor. Doppler ve Sahilde Kafka gibi... Eveet böyle bir zeminde bu kitaba başladım ve bayıldım. Sistem eleştirisini öyle güzel eleştirmiş ki, Sağır Cumhuriyet'ten sonra o eleştiri doyumsuzluğunu doyurdu. Düşüncelerimizin önemini öyle güzel anlatıyor ki... Düşünce bir insanın her şeydir. Sırları, karakteri, iç savaşı belki de. Kimseye diyemediği şeyleri düşünce diyarında özgürce yaşar insan ve düşüncelere kelepçe vurmak imkânsızdır. Ama tek tutkusu ve gayesi iktidarda kalmak olan bir iktidarın yapacağı tek şey de düşünceleri ele geçirmek... İnanır mısınız bilmem fakat bir an ben bile Winston'ın suçlu olduğunu düşündüm. O'Brien öyle bir konuşuyordu ki... :) Kitabı toparlayabilmek ve bir anda yazıya dökmek oldukça güç. Çünkü çok fazla anlatılacak şey var ama uygun cümleleri bulmak da zor. Tek diyeceğim şey, genel olarak hükümetlerin yapılarının da günümüzde bu şekilde olduğu. İktidarda kalmak için her şeyi yapan bir iktidar ve yolundan her şeyi bilmesine rağmen körü körüne gelen bir koyun sürüsü. İşin kötü yanı çiftdüşün uygulayacak kadar zeki insanlardan oluşmuyor günümüzdeki koyun sürüleri. Onlar sadece Proleterler gibi...
1984
8.9/10
· 96,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
14
Tülin Gürel
Sağır Cumhuriyet'i inceledi.
112 syf.
·
1 günde
·
7/10 puan
Kitabı görür görmez aklıma Türkiye gelmişti: Sağır Cumhuriyet... Bir sistem eleştirisi olduğu belliydi fakat kitap o kadar ilginç ki tiyatro desem değil şiir desem tam olarak değil. Şöyle demek gerekirse Rusya'da savaş döneminde bir kasabada geçen, bütün yaşayanı sağır olan, bir zor durumun sitemle, isyanla, ayaklanmayla anlatılışı. Şiirler bir roman gibi birbirini takip edip olay örgüsü oluşturuyorlar. Bu yüzden bazı alıntılar var ki olay örgüsünü bilince daha da etkiliyor insanı. Ayrıca kitabın içindeki işaret dili ile gösterilmiş birkaç kelime de çok yakışmış kitaba. Ne diyeyim, her ülkenin bir Kurtuluş Savaşı var.
Sağır Cumhuriyet
8.5/10
· 52 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
6