“Keşke bir icat olsaydı da anıları bir parfüm gibi bir şişeye doldurabilseydik,” deyiverdim. “Anılar o şişede hiç solmasaydı, hiç bayatlamasaydı. Sonra, canımız istediğinde şişenin mantarını çıkarıp o ânı yeniden yaşayabilseydik.”
Yirmi bir yaşımızda cesur değiliz. O yaşlar küçük korkaklıkların, yersiz küçük korkuların yaşı. İnsan o yaşlarda çok kolay inciniyor, çok çabuk yaralanıyor ve ilk dikenli sözde pes ediyor.