Görünüşte, her şey durgundu. Yüz binlerce insan ihtiyatla evlerine dönüyor, erkenden kalkıp işlerine gidiyorlardı. Petrograd’da tramvaylar işliyor, mağaza ve lokantalar kapılarını açıyor, tiyatrolar oyunlar düzenliyor ve bir resim sergisi son hazırlıklarını yapıyordu… Savaşın bile kesip atamadığı alışılmış karışıklığın içinde yaşam akıp gidiyordu. En kötü felaketler karşısında bile yemesini, giyinmesini ve eğlenmesini sürdüren sosyal organizmanın canlılığından daha şaşırtıcı bir şey yoktur.
Şubatın ilk günlerinde proletarya ile burjuvazi ve sovyetlerle hükümet arasında başlayan mücadele en üst noktasına varmak üzereydi. Bir sıçrayışta Ortaçağdan yirminci yüzyıla geçen Rusya, sarsılan dünyaya iki devrim sahneliyordu: birbirleriyle ölüm kalım savaşına girmiş siyasal devrim ve sosyal devrim.
2. dünya savaşı sırasında cephede yaşanan; Albay Nikolai Nikolayeviç Polinin ve tiyatro oyuncusu olan Galina Petrovna Prokofieva arasında geçen aşk hikayesini konu alıyor. Ancak masum aşk kitabın sonunda ilginç bir final ile sonuçlanıyor.
Alıntı :
Zaten savaş insanları pek fazla saf olmamaya, Çabucak inanmamaya alıştırmıştı. (sf 102)
Albayın AşkıKonstantin Simonov · Oda Yayınları · 199033 okunma