Aşkın sihirli okunun büyüsü kısa bir süre sonra kaybolunca,insan kendi gibi düşünmeyen,dünyaya kendi açısıııdan bakmayan,kendine hiç benzemeyen biriyle kabkalıyor,güya hayatı paybşmak ama aslında sürekli dalaşmak üzere.
Melisa Kesmez 'in öykülerine hayran biri olarak bu kısa novella tarzına da bayıldım. Kitabın adında anlaşılacağı üzere kitabın konusu, bir çiçeklenme hikayesi...
Hikaye çok aşık olarak evlendiği kocasını kaybeden Türkan' ın yas süreciyle başlıyor. Kesmez'in tarzında alıştığımız gibi daha sakin ve ılımlı bir anlatımla karşılaşıyoruz. Duygular sıradan şeylerin içine yedirilmiş: Henüz girilemeyen bir oda, kahvaltı masası, tamamlanmış ama yola çıkılamamış bir karavan... Türkan yasını yok saymıyor, hatta o kadar güzel yaşıyor ki biz de onunla üzülüyoruz. Ancak metin ilerledikçe, Türkan'ın sadece eşinin ölümünün değil; sevdiğin adam tarafından görülmemiş olmanın, küçük bir kedi gibi sevgi beklemenin ve yıllardır bastırdığı duyguların da yasını tuttuğunu fark ediyoruz. Her fark ediş, iyileşme sürecini de beraberinde getiriyor. Türkan adım adım kendini yeniden keşfederken ve hayata yeniden bağlanırken biz de onunla umut doluyoruz.
Dolayısıyla bu eşini kaybeden bir kadının yeniden hayata tutunma anlatısı... Büyük tepkiler, büyük olaylar yok. Hatta o kadar sıradan ve hayatın içinden ki yazılanları hissetmemek imkansız...
Kendinizi evinizden uzakta, bambaşka insanların yanında bulsaydınız tepkiniz ne olurdu? Peki size düzenin sizi çağırdığını ve hayatınızı vermeniz gerektiğini söyleselerdi?
Bir grup çocuk evlerinden çok uzakta uyanır. Çok korkmuşlardır çünkü kaçırıldıklarını düşünürler. Onları bir araya toplayanlar ise neden burada olduklarına dair açıklamalarda bulunurlar ve çocukların özgür olduğunu söylerler. Onları eğiteceklerdir ve isteyen eğitimden önce bulunduğu yeri terk edebilir. Ancak o da ne? Hiçbiri evine dönmez ve hepsi kalmayı tercih eder.
Esas karakterimiz Türkan ve henüz tanıştığı arkadaşları yeni hayatlarına adapte olmaya çalışırken bir yandan da Türklerin ilk gizli teşkilatı için eğitim görmeye başlarlar ve yüzyıllardır var olan Türk teşkilatının ve aklının sırlarına tanıklık ederler.
Kitap çok güzeldi. Yazarın eline sağlık. Bugün başladım ve bugün bitti. Aşırı heyecanlıydı ve gerçek anlamda güzel bir kurguydu. Okudukça hayret ediyordum desem abartmış olmam. Mutlaka okumalısınız.
Kadınlar, örtünmeyle ilgili hiç bir kurala bağlı değildiler. Hakanın yönetimde ortağı olan hatuna, “türkân” sanı verilirdi. Hatun, hakan sülâlesine bağlı bütün prenslerin ortak sanıydı; türkânın da, kesinlikle hatunlardan olması gerektiğinden, ona yalnızca “hatun” denilebilirdi.