• "Yalnızlık.. Kendine pek sık bahsetmediği, gecesini ve gündüzünü mustarip kılan, zamanın bir türlü geçmeyişinin müsebbibi, hep bu yalnızlık değil miydi? Ama bütün bu müşkül taraflarıyla alıştığı, marazi bir ruhla sevdiği bu acayip bekleyişi meydana getiren de, yine yalnızlık değil miydi?

    Uygulamanın bana katttığı değerli bir yazar daha; Ayfer Tunç!

    Mağara Arkadaşları içerisinde yalnızlık, hüzün, aşk, yaşlılık, ölüm duygularını barındıran 8 öyküden oluşuyor. Öykülerin hemen hemen hepsindeki en önemli vurgu "Yalnızlık."

    Ayfer Tunç'un insan betimlemesini harika bir gözlemle yazdığı öykülerde her karakterin yaşadığı duyguları ben de okuyucu olarak içtenlikle yaşadım.

    Kitabı okumak isteyenler için öyküleri kısa bir özetlemek istedim;


    İlk öykü, kitabın adının geldiği Mağara Arkadaşları. Mutsuzluklarla dolu bir Ayyıldız Apartmanı öykümüzün geçtiği mekan, her katında ayrı bir hüzün olan apartmanın ilginç bir özelliği ise 7 rakamıyla olan bağı, kedere ve ümitsizliğe götürecek bu apartmanın öyküsünü okurken kitaba hemen alışabilirsiniz.

    İkinci öykü Ses Tutsağı, kitabın tamamen beni esir almaya başladığı bu öyküde kendini seslere adamış genç bir adamın bir gün üst katından gelen bir kadın ve oğlunun çıkardığı sesler ile olan bağı anlatılıyor.

    Üçüncü öykü Cinnet Bahçesi'ne bir cinayet anatomisi de diyebiliriz. Katil zanlısı olan Müeyyet Bey'i onu tanıyan insanlar tarafından anlatılmasından oluşuyor.

    Dördüncü öykü Gençlik Sabah Çiyidir, Kimsesiz kalmış yaşlı bir adamın ölümü beklemesini anlatan bu öykü bütün güzel ve kötü duyguları harmanlamasıyla ayrı bir güzellik oluşturuyor.
    “Ne zaman o ilahî ve sonsuz uykuya, huzur veren büyük yalnızlığa erişeceğim, ıstırap haline gelen bu hayat, beni daha ne kadar peşi sıra sürükleyerek, günden güne, seneden seneye dolaştırıp duracak? Yorgunum, çok bitkinim..”(syf:71)

    Beşinci öykü Küçük Kuyu, mutsuz ve hayattan bıkmış bir adamın bilmediği,tanımadığı bir köye gitmesi ve bir kadına aşık olmasının öyküsü.

    Altıncı Öykü Siz ve Şakalarınız, Emekli öğretmen bir kadının huzur evinde geçirdiği dönemi anlatıyor öykü. Hayatı boyunca hep kurallara uymuş karakterimiz var ama huzur evinde tanıdığı Samim Bey ile unuttuğu güzel duyguları tekrardan yaşıyor.
    "Yasakları benden iyi kim bilebilirdi ki? Yasakların çevrelediği bir hayatı yaşamadım mı? Hayatım boyunca bütün kurallara uymadım mı? Hem otuz beş sene yasakları öğrettim ben"(syf:101)

    Yedinci Öykü Alafranga İhtiyar, Genç bir makine mühendisi olan adamın hafiyeciliğe merak sardığı bir gün tesadüfen kapıcı olan yaşlı bir amcamızı konserde görmesi ve onun hayatını merakla takip edip,onun dünyasını tanımasından oluşuyor. Ayrıca öykünün dilinin eski güzel Türkçemiz'den oluşması öykü'ye ayrı bir güzellik katıyor.

    Son öykümüz Ara Renkler Grubu ise içerisinde birbirinden bağımsız 3 ayrı öyküden oluşuyor. İsyancı bir pansiyoncu kadın, Çok konuşan bir yol arkadaşı ve Sevgilisinin ölümünün ardından yaşadığı çöküşü anlatan bir adam.

    Mağara Arkadaşlarını tüm kitapseverlere tavsiye ederim, umarım en kısa sürede okumanız dileğiyle..
    Keyifli okumalar...
  • Türkçemiz çok güzel ve çok zengin bir dil. Kökü Osmanlıcaya dayandığı için, Arapça ve Farsçadan da etkilenmiş.
  • https://i.hizliresim.com/pn3zZm.jpg

    Türkcemiz zamanla kayboluyor, hemde garip bir şekilde birde daha da kötüye gitmesin..." bhen, shen, yha, bhu khadar, jhocuk....vs, gibi şeylerin kullanılması ve adam gibi "K" ve "G" harfi varken bunun yerine "Q" kullanılması Türkçemizi kaybetmeye büyük bir işarettir." hani demişler ya ÖZENTHİ olma ÖZENLİ ol...THURKCHE konuşma TÜRKÇE konuş" saygılar...

    (yıllar yıllar önce bir sosyal medya hesabında paylaşılmış, şimdi tekrar karşıma çıkınca paylaşmak istedim.)
  • Adam olmak gibi bir deyim var Türkçe’miz de.
    Adam olmak kolay.
    Sıkıysa kadın olun bu ülkede.
  • "Dün müydü önceki gün müydü, adamın biri önümden çalımla geçti. O an bir büyüğümüz daha geçiyor ne güzel diye düşündüm. Cahillik yaygınlaştıkça ve kökleştikçe büyüklerimiz çoğalıyor. Bazıları büyüklüğü kendine azçok yakıştırıyor. Oysa önümden çalımla geçen adam bön bön bakıyordu. Büyüklük için bir gerekçesi olabilir gene de: cebine para girmiş olabilir, bir şeyin başı konumuna gelmiş olabilir, kendi gibi bir büyüğün adamı durumunda olabilir. Belki de yazım kılavuzuna bakarak güzel türkçemiz açısından bol virgüllü bir yazı oturtmuştur. Çevremizde çok sayıda büyük var, kimini biraz tanıyoruz ve büyüklüğünün nedenlerini azçok biliyoruz. Tanımadığımız büyüklerin neden büyük olduklarını bilmemiz elbette olanaksız. Bilmemiz de gerekmiyor."

    Afşar Timuçin
  • - Hoş geldiniz. Mesleğiniz?
    – Make-up artist.
    – Creative director.
    – Ofis boy.
    – Broker.
    - Peki, nerelisiniz?
    – Çankırı.
    – Konya.
    – İzmir.
    – Sivas.

    “Türkçeyi kaybedersek kimliğimizi kaybederiz.”
    (“Türkçemiz” kısa filmi, Miratcan Gence, TDK)
  • "Annenden öğrendiğinle yetinme
    Çocuğum,Türkçeni geliştir.
    Dilimiz öylesine güzel ki
    Durgun göllerimizce duru,
    Akar sularımızca coşkulu…

    Ne var ki çocuğum,
    Güzellik de bakım ister
    Önce türkülerimizi öğren,
    Seni büyüten ninnilerimizi belle,
    Gidenlere yakılan ağıtları…

    Her sözün en güzeli Türkçemizde,
    Diline takılanları ayıkla,
    Yabancı sözcükleri at
    Bak, devrim ne güzel
    Barış ne güzel
    Dayanışma, özgürlük…

    Hele bağımsızlık
    En güzeli sevgi
    Sev Türkçeni çocuğum,
    Dilini sevenleri sev"