Yoksul insanlar doğuştan kaprisli olur. Bunu daha önce de hissetmiştim, ama artık daha çok hissediyorum. Yoksuldur, katıdır; Tanrı’nın dünyasını bir başka görür ve gelip geçen herkese yan yan bakar, çevresine ürkek bir bakış atar, söylenen her sözü dinler: Acaba onun hakkında ne konuşuyorlar diye. Yani, o neden böyle gösterişsiz? Tam olarak ne hissetmesi gerekir? Sözgelimi, şu yandan nasıl durmalı, bu yandan nasıl durmalı? Ve Varenka’m, yoksul insan paçavradan kötüdür, kimseden saygı göremez, yazarlar ne yazarsa yazsın! Pasaklının tekidir o! Yoksul insanın başına gelecek olan gelmiştir. Peki neden böyledir? Yoksul insanın her şeyi, onlara göre, tersyüz edilmelidir çünkü; onun gizli hiçbir şeyi olmamalıdır, onda gurur olmamalıdır asla, asla! Zaten Emelyan bir ara söylemişti, bir yerde ona bir sözleşme hazırlamışlar, her on kopek için adamcağızı inceleyip durmuşlar. On kopeklerini ona karşılıksız verdiklerini düşünüyorlarmış, ama öyle değil; yoksul insanı birbirlerine göstermek için ödüyorlardı parayı. Canım, günümüzde hayır işleri de biraz tuhaf bir şekilde yapılıyor... Belki de hep böyle yapılıyordu, kim bilir! Ya yapmayı beceremiyorlar ya da çok ustalar bu işte, ikisinden biri. Herhalde bilmiyordunuz bunu, alın işte! Başka bir şeyi pas geçeriz, ama bunu biliriz! Peki yoksul insan neden bütün bunları bilir ve hep böyle düşünür? Cevap? Deneyimle! Sözgelimi, biliyor ki bir beyefendi restorana gider ve kendi kendine şöyle der: Bugün ne yesem? Ben sauté papillote22 yiyeceğim, ama aynı esnada zavallı adam, günü yağsız lapayla geçirecektir. İyi de ona ne, benim yağsız lapa yememden? Böyle insanlar vardır, Varenka, vardır, sırf bunu düşünürler. Ve bunlar, bu edepsiz hicivciler, ortalıkta dolanır, taşa bütün ayağınızla sağlam basıyor musunuz yoksa sadece parmağınızın ucuyla mı