onur turnagöl

onur turnagöl
@turnagol92
O sırada da tatsız bir bela geldi; kirli, budala bir bahçe köpeği takıldı peşime; üzerime tırmanıyor, yalıyor! İşte böyle rezil, sefil olaylar insanın peşini bırakmaz, canım, insana ürkeklik getirir, daha önceden hazırladığın bütün kararlılık yerle bir olur
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
En önemlisi, cancağızım, kendim için üzülmüyor, kendim için acı çekmiyorum; bana göre hiçbir şey fark etmez, dondurucu ayazda paltosuz, çizmesiz gezerim, her şeye katlanır, dayanırım, bana vız gelir; sade, küçük bir insanım ben, ama insanlar ne der?
Bugün işyerinde zavallı bir ayı yavrusu, bir serçe gibi otururken, utancımdan yanıp kül olacaktım sanki. Utandım Varenka! Ceketinden çıplak dirsekleri fırlıyor ve düğmeleri ipliklerinden sarkıyorsa, utanır insan doğal olarak. Benim de, sanki kastenmiş gibi, benim de üzerimdeki her şey tam bir karmaşa içindeydi! İster istemez insanın cesareti kırılıyor.
Yoksul insanlar doğuştan kaprisli olur. Bunu daha önce de hissetmiştim, ama artık daha çok hissediyorum. Yoksuldur, katıdır; Tanrı’nın dünyasını bir başka görür ve gelip geçen herkese yan yan bakar, çevresine ürkek bir bakış atar, söylenen her sözü dinler: Acaba onun hakkında ne konuşuyorlar diye. Yani, o neden böyle gösterişsiz? Tam olarak ne hissetmesi gerekir? Sözgelimi, şu yandan nasıl durmalı, bu yandan nasıl durmalı? Ve Varenka’m, yoksul insan paçavradan kötüdür, kimseden saygı göremez, yazarlar ne yazarsa yazsın! Pasaklının tekidir o! Yoksul insanın başına gelecek olan gelmiştir. Peki neden böyledir? Yoksul insanın her şeyi, onlara göre, tersyüz edilmelidir çünkü; onun gizli hiçbir şeyi olmamalıdır, onda gurur olmamalıdır asla, asla! Zaten Emelyan bir ara söylemişti, bir yerde ona bir sözleşme hazırlamışlar, her on kopek için adamcağızı inceleyip durmuşlar. On kopeklerini ona karşılıksız verdiklerini düşünüyorlarmış, ama öyle değil; yoksul insanı birbirlerine göstermek için ödüyorlardı parayı. Canım, günümüzde hayır işleri de biraz tuhaf bir şekilde yapılıyor... Belki de hep böyle yapılıyordu, kim bilir! Ya yapmayı beceremiyorlar ya da çok ustalar bu işte, ikisinden biri. Herhalde bilmiyordunuz bunu, alın işte! Başka bir şeyi pas geçeriz, ama bunu biliriz! Peki yoksul insan neden bütün bunları bilir ve hep böyle düşünür? Cevap? Deneyimle! Sözgelimi, biliyor ki bir beyefendi restorana gider ve kendi kendine şöyle der: Bugün ne yesem? Ben sauté papillote22 yiyeceğim, ama aynı esnada zavallı adam, günü yağsız lapayla geçirecektir. İyi de ona ne, benim yağsız lapa yememden? Böyle insanlar vardır, Varenka, vardır, sırf bunu düşünürler. Ve bunlar, bu edepsiz hicivciler, ortalıkta dolanır, taşa bütün ayağınızla sağlam basıyor musunuz yoksa sadece parmağınızın ucuyla mı
Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır. Mutsuz ile yoksulun birbirinden uzak durması lazım, birbirlerine bulaştırmamak için.