Tasavvufta ve hikmet geleneğinde günâhın, hatanın ve nefse cazip gelen şeylerin insanı Allah’a yaklaştırması, ‘‘günahın kendisinin yüceltilmesi’’ değil; o günahın ardından yaşanan nedamet
Bankada şef olarak çalışan Josef K. bir sabah ne ile suçlandığını bilmeden tutuklama kararı ile hakkında bir dava açıldığını öğrenir. Hangi suçu işlediğini bile bilmeden aklanmak için mahkemeye gider, avukat tutar ve çeşitli yerlerden yardım almaya çalışarak kendini aklamaya çalışır… Davasından kurtulmaya çalışırken üst makamlardan sürekli birilerini bulmak için herkesin kapısını çalmaya başlar… İlginç tarafı kapısını çaldığı insanlarda hep kendine göre alt tabakadan insanlardır… Kimsenin kimseyi tanımadığı, sürecin nasıl ilerleyeceğini bilmediği anlaşılmaz bir hukuk sisteminin içerinde devam ederken herkeste kendisinin masum olduğu hiç bir suçunun olmadığını söylemesine rağmen sisteme yenik düşüyor. Çünkü sistem adaletten ziyade ceza verme peşinde…
Kafka da tam olarak bu durumu eleştirirken kitapta davanın konusu Josef K. Ne ile suçlandığı hiç birinin yazılmaması da suçunuz yoksa da birileri ( sistem) sizi suçlu gördüyse suçlusunuz denektir anlamı çıkıyor. Kitapta çok fazla ayrıntı uzun uzun anlatım ve betimlemeler olunca okurken sıkılabiliyorsunuz . Ancak kafka dönemin şartlarında adalet sisteminin nasıl işlediğini çok güzel anlatmış… iyi okumalar