Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi, 12. yüzyılın bilinen ilk Türk mutasavvıfıdır. Yaşarken yetiştirdiği öğrenciler önce Orta Asya'ya, sonra da sırasıyla Anadolu ve Balkanlar'a tebliğ meşalesini taşımışlardır. Yeni yeni Müslüman olmaya başlayan Türklerin dini yaşayışını düzenlemek amacıyla "Hikmet" adını verdiği şiirler söylemiştir.
Hoca Ahmet Yesevi'nin altmış üç yaşından sonra dergahına bir hücre yaptırdığı ve ölünceye kadar da oradan çıkmadığını hikmetlerinden anlarız.
Hoca Ahmet Yesevi'nin yol evlatları olan öğrencileri, onun hikmetlerini her bir coğrafyaya taşımışlar ve birçok toplumun Müslüman olmasını da sağlamışlardır.
Hoca Ahmet Yesevi, çok iyi derecede Arapça ve Farsça bilmesine rağmen; eserini Türkçe ve hece ölçüsü ile vermiştir. Türk'ün kültürel zevklerine uygun olarak İslam'ı anlatmıştır.
Şiirler - hikmetler- otobiyografik özellik taşıyan birkaç hikmetle başlar. Sonrasında Allah ve peygamber sevgisi, Ehlibeyt, raşit halifeler ve sahabelere duyulan derin sevgi ve saygıyı anlatan şiirleri ile devam eder.
Sümer döneminde geçen bu romanda enheduanna isimli rahibenin hikayesi konu edinmiş. Vasat bir roman maalesef. Belli bir amaca yönelik yazılmamış. Konu ortada kalmış. Kitap akıcı ama edebi değil
Kitabı okumaya başlamadan önce dilinin ağır olabileceğimi düşünmüştüm. Yanılmışım. Çok sade ve akıcı bir dil kullanılmış. Konuşma ve dili kulanmanın kişi ve toplum üzerindeki etkileri ve sonuçları hadis ve ayetlerle desteklenerek çok güzel bir şekilde işlenmiş. Özellikle günümüzde mutlaka okunup üzerinde düşünülmeli