Ölünün Odası.
Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
Yerde çıplak bir gömlek, korkusundan dirilmiş.
Sütbeyaz duvarlarda, çivilerin gölgesi;
Artık ne bir çıtırtı, ne de bir ayak sesi...
Yatıyor yatağında, dimdik, upuzun, ölü;
Üstü, boynuna kadar bir çarsafla örtülü.
Bezin üstünde, ayak parmaklarının izi;
Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
Son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;
Gözleri renkli bir cam, mıhlı ahşap tavana.
Sarkık dudaklarının ucunda bir çizgi var;
Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
Sarkık dudaklarında asılı titrek bir an;
Belli ki, birdenbire gitmiş çırpınamadan.
Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm;
Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm...

fulden ufacık, bir alıntı ekledi.
22 Nis 09:42 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Baş Dönmesi
1.
ateşi hatırla, dedi.
ağzı bir kül ocağı ağzımda.

sonra o balmumu yalnızlık yeniden
tanrı soluğundan uzak.

uzun sevda sözlerinden acı
kuş kanadı bir ayrılık
uçar hala kalbimden soğumuş bir zamana


2.
hatıranın yaraları, dedi.
hayal gücünün yaraları, dedim.
kalbimizde dünyanın bütün karıncaları
tenimizde pul pul gülümseyen bir sarı zaman
ağlamadan konuştuk ilk kez.


3.
kavaklardan palmiyelere
pıtraklı bir ömür
geri çekilerek yaşar hala.

taşra diyordun ya...



4.
ben yola aşığım
çünkü üstünde tanıştık*

ayrılıktan sonra da
süren yola...

*nagat el saghira / ana baashaq el bahr şarkısı


5.
parmağının ucunda
mavi bir rüya
köpükten bir zaman
yavruağzı bir gövde

deniz değil

bozkır masalı
zeytin masalı
turna masalı
üzüm masalı

çocukluk ey
ölümle bitecek gökyüzü.



6.
bademler, onbiraylar, frenk incirleri
ışığın baş dönmesi
ölümden başka bir şeyin konuşulmadığı
kötü bir yaz

yaşıyoruz sedir ağacının gölgesine tutunarak.



7.
yemenisini çözdü --serinlik biraz--
saçlarının ucunda geceden kalma yıldızlar
--yalnızlık kadar--
terini sildi. domatesler, biberler, mısırlar
onlarca güneş gövdesinde
dudakları hazdan acıya boyanıyor.

ev küçük. adam hayal. çocuk damla.
üç zamanlı bir kilit bütün kapılarda.



8.
uzun bir çınlama
boğuk bir çınlama
karlı bir çınlama...

çamlığın başında söylenirdi:
üç gün akıllıysam beş gün deliyim*
şimdi herkes unuta unuta
yüz bin yalnızlıkla bir kalabalık büyüttü
döner durur dünya diye plastik çarşıları...

*yozgat sürmelisi


9.
uyandım ve pencereye koştum
ter içinde bir arzu
yaprakların gümüşü
uyku damlası serçeler
yıldız böceklerinin uğultusu
iç geçiren sarısabırlar
bahçelerden bir gökyüzü...

hayatın ve ölümün sahibi
bir daha doğurdun beni
kasıklarının gamzeli sularından...



10.
sağır bile karşılıklı konuşur*

ey tek heceli uğultu
saygı sularını geçtin çoktan
ne işin olur çok kapılı sözlerle.

*h. michaux



11.
bütün kıyılar geldi yerine, kediler, serçeler
nar kızardı, dağ gülümsedi, zeytinler indi çarşıya
kirpiğin kaşına değsin artık bunaldı sarnıçta su.



12.
kadın bütün mezarlardan evlerden göklerden taşıyor
dünyanın bütün yoksullarından bir ölüm alayı sokak
iki kanadında iki kurşun, turnası bakkaldan dönüyor.

ölüm bir gün seni de, ölüm bir gün, şahdamarından--
--tüm gücünün doruğunda, tanrıdan mağrur--
çocuğunla vurmasın yine de, çocuğunla vurmasın...



13.
gelin görün, caddeler kan revan
gelin görün, caddeler kan revan*

yetmiyor ölüm acısı yoksul hayatlara
çocuk tabutlarından madalya dağıtıyor devlet polise.

*pablo neruda



14.
anladım, benimle bir daha ölecek babam
sonra be çocuğumla bir daha öleceğim
sonra hiç gelmemişe döneceğim.



15.
akşam --diyor--
küçük ölüm, beyim.
uyku gölleniyor yüzünde.

beydağları'nın başında
bir puhu bir çakalla
akşamı söyleşiyor.



16.
ay ışığı, kirpik kandili, ishak avazı
ayrılığın ulaştı yoksul bahçemize.
şimdi penceremiz boyasız bir gökyüzü
yapraklarda çiğ tanelerinin kırık boncukları
fitili yanmış bir gece avuçlarımızda
uzanıyoruz sessizce üzgün hikayemize:
sabah oldu sabah oldu cigaram yanmaz oldu
cigaramın dumanından gözlerim görmez oldu*

*kızılcahamam türküsü



17.
gözyaşı lekeli bir yemeniyi çıkardı sandıktan
üç kez öpüp koydu başına. bahçeye çıktı.
incitmeden açtı katlarını. parmakları bir eski ayin
iğde kokularına serdi saygıyla...
sonra güneşler çekildi, uzaklaşan seslerle geldi akşam
yalnızlık fotoğraflardan sessizce yastığına indi.

otuz dört yıl geride kalmış bir yemeniyi uyuyacak kadın.


18.
"çığlığı yansıtmayan tek bir dize var mıdır?"*

"ve biz bulutlara gömdük çocuklarımızı
ve biz çocuklarımızın kirpiklerine astık babalarını
ve biz öldürenden hayatımızı bağışlamasını bekledik
ve biz katilimizle geleceğe şarkılar söyledik
ve biz yoksulluğun acısından sessizce uzaklaştık
ve biz kadınlarımızı arzularından tavanlara astık

var mıdır gerçekten tek bir dize
insanın haysiyetinden doğmamış olsun…"

*louis aragon



19.
şemi pervaneyi yandırdığı için yanmadadır
ciğeri dağlanır elbet ciğeri dağlayanın.*

celal güzelses



20.
bir gönül üşümesi bu
ısınmak için eğildiğin ocak külüyle boğuyor seni.



21.
merhametine sığındım sabah başladı
akşamın sorularını iyileştirecek sabah başladı
herkesin uykular boyu gittiği sabah başladı
bir ilk dokunuş hazzıyla ürperen sabah başladı
taşların kadife atlaslarda iç geçirdiği sabah başladı
göğsümdeki gözyaşı kurusunun uyandığı sabah başladı
rüyanın bağışa döndüğü sabah başladı

eğer sesler annesi, harfler sureti
bir dünya şarkısıyım ben ağzında harelenen."

Pervane, Şükrü ErbaşPervane, Şükrü Erbaş
Güler Köçer, bir alıntı ekledi.
03 Nis 16:06 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Zamanın tozu dumanı bende, zevk-ü sefası sende kaldı.

Ucunda Ölüm Var, Kemal Varol (Sayfa 198)Ucunda Ölüm Var, Kemal Varol (Sayfa 198)
Güler Köçer, bir alıntı ekledi.
03 Nis 16:05 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Elli yıldır, Ali'sini kaybetmiş Hz. Zeynep gibiyim dünyada.

Ucunda Ölüm Var, Kemal VarolUcunda Ölüm Var, Kemal Varol
Güler Köçer, bir alıntı ekledi.
03 Nis 16:03 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Herkes bir yerlere gidiyor durmadan. Herkes hareket halinde. Kimse olduğu yerde kalmıyor. Öldüğü yerde bile huzur yok insana. Elli yıldır sefer halindeyim güya, bir adım bile gitmedim kendimden uzağa.

Ucunda Ölüm Var, Kemal Varol (Sayfa 165)Ucunda Ölüm Var, Kemal Varol (Sayfa 165)
Güler Köçer, bir alıntı ekledi.
03 Nis 15:58 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Herkes bir yere yetişme telaşında da, ben neden çivi gibi çakılıyım dünyaya?

Ucunda Ölüm Var, Kemal Varol (Sayfa 163)Ucunda Ölüm Var, Kemal Varol (Sayfa 163)
Güler Köçer, bir alıntı ekledi.
03 Nis 13:05 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Birazcık koşsam eteklerimden güller dökülecek sanki. Ben çok koştum dünya da eteklerim neden böyle kapkara?

Ucunda Ölüm Var, Kemal Varol (Sayfa 131)Ucunda Ölüm Var, Kemal Varol (Sayfa 131)