Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
4 saat önce

Aziz Nesin'in Mektubu...
“Sevgili oğlum, biliyorsun, ben bir yoksul aile çocuğuydum.
Bu yüzden istediğim, sevdiğim bir işin adamı olamadım.
Ben bir bilgin olmak isterdim. Matematikte ve fizikte ve
bütün doğabilimlerde olağanüstü bir yeteneğim vardı.
Ama ne yapayım ki, parasız okuyabilmek uğruna asker oldum.
Üstelik iyi bir asker oldum. Askerlikten de çok şeyler öğrendim.
Sonunda yazar oldum, isteyerek yazar oldum.
Ama doğrusu, başka bişey olamadığım için yazar olmak zorunda kaldım.
Sonuç kötü olmadı. Ama hâlâ aklım fikrim bilimde…
İşte bu yüzden senin bir bilimci olmanı coşkuyla karşılıyorum.
Bir baba bencilliğidir bu: Babalar, kendi olmak isteyip de olamadıklarını,
oğulları olsun isterler. Üstelik, ben senin bilimci olman için de
hiçbir çaba göstermedim. Sen kendiliğinden bu yolu seçtin, ne iyi!”

Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları - Canım Oğlum Canım Babacığım, Aziz Nesin (Çatalca 24 Eylül 1976)Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları - Canım Oğlum Canım Babacığım, Aziz Nesin (Çatalca 24 Eylül 1976)
müslüm özalp, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

..devam etmek,bir şeylerin uğruna takatini hiçe saymaktır.

An'sız, Ferit Sertkaya (Sayfa 17 - sokak kitapları)An'sız, Ferit Sertkaya (Sayfa 17 - sokak kitapları)
Shahane, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor

“Hiç kimseden, yaşamını başkası uğruna temelden değiştirmesini beklememeliyiz.”

Mutlu Olma Sanatı, Bertrand Russell (Sayfa 90)Mutlu Olma Sanatı, Bertrand Russell (Sayfa 90)
DPWW, Martin Eden'i inceledi.
5 saat önce · Beğendi · 9/10 puan

Martin Eden…
Kitap olduğunu bilmesem oturur bir köşede yas tutarım. Kurgudur diye avutuyorum kendimi.

Nasıl da güzel işlemiş hayatı Jack London. Bir roman okuduğum fikrine inandırmaya çalışıyorum kendimi. Gerçek olmalı tüm bunlar. Yaşanmış olmalı. Yoksa nasıl bu kadar dozunda ayarlanır anlatım(?).

İtiraf etmeliyim ilk bölümlerinde yine ihtiyar kaldığım (orta yaşa merdiyen dayamış biri olarak) bir roman olduğunu düşündüğüm zamanlar oldu. Yani; sanki daha gençlere hitap eden bir kitap diye düşünmeden edemedim. Bazı yerlerinde (yine ilk bölümleri kastediyorum) sanki tekrara düşmüş diye eleştiresim de gelmişti.
Fakat sonra; tam olarak nereden başlayarak olduğunu hatırlamıyorum ama ortalara yakın, kendimi hayatı ve düzeni eleştirirken buldum. 21 yaşında, denizcilik yapan, eğitim almamış, ailesinden kalan iki kız kardeşinden (biri hiç sevmediği itici bir adamla evli) başka bir şeyi olmayan güçlü, kuvvetli, mert bir adam. Yakışıklı, sevecen fakat kızlara önem vermeyen… Tâ ki…

Bir gün Ruth’un (esas kızımız) babasını serserilerin elinden kurtarır. Ve onun tarafından yemeğe çağrılır. Yemeğe gidene kadar, belki daha önce hiç bilmediği, zira varoş tabir edebileceğimiz bir yaşam tarzında yetişmiş olan Martin; bu, düzenli ve gayet iyi eğitilmiş ailenin içine katılırken büyük bir eziklik hissetmiştir. Ruth’a olan aşkının başlangıcı da tam burada olur.

Konuya çok fazla girip romanı elinizden almak istemiyorum. Şu kadarını söyleyeyim; biz kitap okuyanların hepsinin hissettiği yalnızlaşmayı göreceksiniz, bilinç arttıkça toplumdan uzaklaşma, sürüden kurtulup kendi kararlarını verme iradesi ve gücü ete kemiğe bürünecek satırların arasında. Benim gibi ‘-izm’lerle (sosyalizm, realizm, idealizm ve bireycilik kitapta geçenlerin başlıcaları) arası sağlam olmayanlarınız için bile açıklayıcı olacaktır. Sınıf farkının hayattaki etkileri öyle güzel işlenmiş ki. Kişinin hiç olmadığı biri gibi nasıl gösterilebileceğini de göreceksiniz, aşkın ‘sefil’ dünyevi ihtiyaçlar için ayaklarının altına alındığını ve aynı değerler uğruna şartlar değişince baş tacı edildiğini de göreceksin. Bir insanın yalnızlığını göreceksiniz. Çaresizliğini. Ve ‘bilmenin’ aslında ne kadar da canınızı yakabileceğini anlayacaksınız!

‘Jack London’ der ve bitiririm.

Benim mevzum çok derin be
Kırgınım sana hayat
Hakkını Helal Et Gençliğim
Degmeyecek kişiler için seni mahvettim öyle çok nefret ettim ki bazı insanlardan Rabbim dedim canımın yangınına vesile olana yeryüzü cehennem olsun onlara çok yaralanır oldu gönlüm kabuk tutmana bile izin vermiyorlar deliler gibi anlattığınız beni en iyi sen bilirsin ama bu sefer bildigin gibi degilim söyle seni kim üzdü bu kadar..? Seçtiklerin mi...? Vazgeçtiklerin mi...? Ey hayat daha fazla yoruma beni ben fazlasıyla ödedim senin uğruna kaybettiklerimin bedelini herkesin yolu layıgına açık olsun..!!!

Begüm Yalav, bir alıntı ekledi.
 6 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Uğruna yaşayacağım bir şeyler istiyordum ama hiç birşey yoktu.

Sol Ayağım, Christy Brown (Sayfa 105)Sol Ayağım, Christy Brown (Sayfa 105)
Abdullah Okur, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Düşünmek, muammaları çözmek, karanlıkları aydınlatmak.. düşünmek savaşmaktır.
Bir nesil uğruna, bir milet uğruna, bir medeniyet uğruna savaşmak

Mağaradakiler, Cemil Meriç (Sayfa 251 - İletişim Yayınları)Mağaradakiler, Cemil Meriç (Sayfa 251 - İletişim Yayınları)
Hakan Yetmez, Suç ve Ceza'yı inceledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Ben Suç ve Ceza’yı okuduğumda I. Dünya Savaşı yeni bitmişti ve savaşın yıkımı, acısı çok net ve apaçık ortadaydı. Fakat Suç ve Ceza’yı okuduğum zaman, orada anlatılan meselenin I. Dünya Savaşı’ndan daha yıkıcı olduğunu hissettim."

J. L. Borges


Ben bu başyapıtı yıllar önce farklı bir yayınevinden farklı bir çevirmenden okuduğumda kitabı çok zor güç bela bitirmiştim ancak bu kadar kötü çeviriye rağmen konu o kadar ilgimi çekmişti ki birgün daha iyi bir yayınevinden ve daha iyi bir çeviriden bu başyapıtı okuyacağıma söz vermiştim. Biraz gecikmeli de olsa kısmet bugünlere imiş .

Suç ve Ceza hangi türe girer diye sorsanız felsefi derim polisiye derim gerilim derim psikolojik derim ıdeolojik derim sosyolojik derim hatta ucundan azıcık aşk bile derim.

İşin gerçeği böyle bir başyapıta inceleme yapmak bile benim ne haddime bu kitabın usta kalemler tarafından yapılmış çok daha teknik incelemelerini bulabilirsiniz. Benimkisi sadece tavsiyeden öte geçmez

1866 da yayımlanan Suç ve Ceza dönemin Çağdaş Rusyasında hikayenin baş karakteri Raskolnikov'un işlemiş olduğu suçun psikolojik,sosyolojik ve ahlaki yönünü ortaya koymakla beraber Raskolnikov işlediği bu cinayetle vicdanı ve aklı arasında kalmış ve bunun iç çatışmalarını yoğun bir şekilde yaşamıştır. Aslında kitap Raskolnikov'un öğrenciliğinin devam ettiği yıllarda yazmış olduğu süper insanlar ve sıradan insanlar diye gruplandırdığı bir makale çevresinde dönmektedir.makalenin özeti şu şekildedir.süper insanlar tıpkı Napolyon gibi iyi bir amaç uğruna yüzbinlerce insanı öldürebilir ancak bu suç olarak kabul edilmez.sıradan insanlar ise doğası gereği kanunlara uygun yaşamak zorunda olan ve suç teşkil edecek işlerden kaçınacak olan gruptur.Burada Raskolnikov işlemiş olduğu cinayetin suç olup olmadığı konusunda içsel çatışmalar ve buhran yaşamaktadır.

Kitabı okurken Raskolnikov'u o kadar yakından tanımaya başlıyorsunuz ki gündelik hayatınızda karşınıza alıp iç dünyasında dönen girdapları sorgulamak onu anlamak istiyorsunuz.Ayrıca kitaptaki diğer karakterler de oldukça güzel işlenmiş ve çok iyi profil analizi yapılmış.En az ana karakter kadar ilgi çekici karakterlere yer verilmiş.
.

Muhammet Çelik, Atlıkarınca'yı inceledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · 24 günde · Beğendi · 9/10 puan

Emine Hanım'ın 80 darbesi sonrası 90'lı yıllarda toplum içinde oluşan bunaltılı havayı anlatmak için Yök Başkanlığı seçimi, evlilik, komşuluk, sanat, Aydınlar gibi konular üzerine kurduğu romanı.
Roman içinde birçok konuda eleştiri bulunmaktadır. Örneğin Darbenin etkisi ile Milleti için düşünen beyinler elenmiş geriye Milliyetçi olduğunu söyleyen ancak, fikir derinliği olmayan kişilerin kalmış olması. Bu kişilerin ciddi makamları işgal etmesi. Aydın olduğunu söyleyen kişilerin aslında, belirli bir zümre olarak hareket eden ve millete somut hiçbir katkısı olmadığı halde sadece eleştiren kişilerden oluşması. Bir koltuk uğruna, iftira atan, küçük oyunlar peşinde koşan, etrafında hatta geleceğini unutan kişilerin olması. ....
Roman toplumun bir döneminin eleştirisi. Okuması keyifli bir kitap. Tavsiye ederim.
Umarım Emine Hanım sağlığına tekrar kavuşur. O yazar biz okuruz. O yazar biz okuruz. Sonsuza kadar döngü gibi bu durum devam eder durur.

Esra ksck, bir alıntı ekledi.
 14 saat önce

Sizce???
Tüm savaşları,
dövüşemeyecek kadar korkak olan ve kişisel çıkar uğruna,gençleri cepheye süren hırsız moruklar çıkarır..

Emma Goldman

OT Dergi Sayı: 63, KolektifOT Dergi Sayı: 63, Kolektif