Ulaş Can

Ulaş Can
@ulascan
Benim cennetim anlaşıldığım yerdir...
Yazar
Antalya
İzmir, 1 Temmuz 1982
22 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Bartu ve İntihar Mektubu Koleksiyoncusu Neslihan, bir intihar mektubu okuyor...
"İnsanoğlu'nun yalnız doğup yalnız öleceğini söyleyenler, ne büyük bir yanılgı içerisinde! Yalnızlık bir his çünkü, vaziyet değil. Hissettiğin ölçüde yalnızsın veyahut değilsindir... Yeni doğmuş bebek ne bilir yalnızlığı, bir ölü ne anlar yalnızlıktan? Hayatta ve akli melekeleri yerinde olanların harcıdır yalnızlık. Tıpkı 'ben' gibi! Evet, yalnızlıktan günbegün eriyen ben. Çocuklarım senede bir günü çok görüyor bana. Bayram, yılbaşı da neymiş, Anneler Günü'nde dahi çalmıyorlar kapımı! Keza torunlarım da, 'Volkan dışında' öyle. Volkan ise aydan aya, emekli maaşımdan pay kapmak adına geliyor kerata ve ben de onu geri çevirmiyorum zahir!.. Ne yapayım? Para için ve bir günlüğüne gelen 12 yaşında bir çocuk da olsa, misafir misafirdir. Ayda bir aldığım yarım kilo etin yanına, en sevdiği yemekleri pişiriyorum. 29 gün boyunca elimden düşmeyen televizyon kumandası, o gün onda duruyor. Ayrıca evi dağıtma ve gürültü çıkarma konusunda sınırsız hürriyete sahip. Lakin o da ninesine destek olmaktan kaçınmıyor tabii! Kimi zaman elektrik ve su faturamı yatırıyor, bazen perdelerimi takıyor, avizelerimi temizliyor ara sıra. Fakat hepsinden değerli olanı, beni ve muhabbet kuşum Çimnaz'ı parka götürmesi. Onun sayesinde azıcık gezmiş, insan yüzü görmüş oluyoruz. Bu kadar işte. Sizlerin 'hayat' dediği şey benim için bu kadar ve şimdi soruyorum size, sürdürmeme gerek var mı? Ruh ve beden eşini 14 yıl evvel toprağa vermiş, yanında yöresinde bir muhabbet kuşu ile aydan aya gelen bir torundan başka nefes kalmamış ve yemek yerken karşısındaki boş sandalyeyle konuşan biri, niçin yaşasın? Hem, arkamdan gözyaşı dökecek kimse de yok nasılsa! Hatta ne ağlaması, ölse de oturduğu 2 oda 1 salon evi satıp kredi kartı borçlarımızı ödesek diye pusuya yatmış evlatların annesiyim ben. Biliyorum, bu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bırak elimi; O dağ senin, bu bayır benim, Düşeyim tepetaklak... Gayrı bir insanoğlu olayım! Sonra mı? Sonrası kolay... Sen tanrıça, ben insan ve, Bir tapınağın en mahrem yerinde ve, Mum kokuları arasında yaşayıp gidelim! Öteki türlü, Demem o ki ikimiz de insanüstü ve, İkimiz de bulutların üzerinde ve, Gök gürültülerinin ortasında... Olmuyor! Üzgünüm.
Sayfa 18·Kitabı okudu
İnsan gerçeği bulamaz, gerçek insanı bulur.
Sayfa 166·Kitabı okudu
İzmir'e yazdığın şiir nasıldı? Susam ve peynir kokan vapurlardan Bahsettin mi mesela? Yahut Konak - Karşıyaka yolculuğuna Kaç şarkı ya da kraker sığdığından? Çeşme Kalesi'ni mi anlattın, Foça Kalesi'ni mi? Akşamüstü ve de surların üzerinden, Denizin mavisine karışan güneşin turuncusunu... İnciraltı'nda çay, Bornova'da kahve içmek Var bir de, unutmadın değil mi? Artık cümle alem duydu gevreği, çiğdemi, Miskete burada meşe denildiğinden dem vursaydın. Ve üzümü herkes bilir zaten, Bergama'nın parşömenini övseydin uzun uzun. Belki de yapmışsındır? İzmir'i geçtim, tek başına Urla'ya bile, Bırak şiiri, romanlar dahi yetmemiş iken; Sen yazdın, yazabildin... Sahi nasıldı şiirin, Bana da okur musun?
Bartu, Sevcan'a aşkını ilan ediyor...
Sevcan, merhaba. Bir çocukluk hatıram vasıtasıyla anlatacağım sana meramımı. Fuzuli gevezelik değil, 'anlaşılma kaygısı' olarak telakki et lütfen. İlhan isminde bir çocuk vardı bizim mahallede. Sağır ve dilsizdi. Bu yüzden mahalledeki çocuklar onunla pek içli dışlı olmaz, oyunlarına almaya yanaşmaz ve dahası sürekli rahatsız edip yazmaya utandığım lakaplar takar, hareketler yapar, küfürler savururlardı. Tabii İlhan'ın da eli armut toplamıyor! Peşlerine düşer ve yaşça büyük olmanın sağladığı avantajla, yakalayabildiklerini bir temiz pataklardı! Ve akabinde olaya aileler dahil olurdu. 'Senin oğlan benim oğlanı dövmüş, senin oğlan da kızdırmasaymış benim oğlanı, kızdırdı diye dövmesi mi lazım, engelli diye dalga geçmesi mi lazım' vesaire vesaire. Bu, İlhan'a ilişen ve eğer yakayı ele verirse dayak yiyen çocuklardan biri de bendim maalesef! Bakma şimdiki durgunluğuma; çocukken haylazın, yaramazın tekiydim ben. Artı birçok yumurcak gibi egoist ve gaddar. Her neyse, günlerden bir gün, yine İlhan tarafından kovalanırken, bu sefer annem yakaladı beni! Kulağımdan tutup eve götürdü. Öfkeliydi! İlhan'ın atamadığı dayağın katmerlisini annemden yiyeceğimi sandım ama, dövmedi. İki hafta okul harçlığından mahrum bırakılma ve tekerrür ederse babama gammazlama tehdidinin yanı sıra, şunları söyledi: 'Birincisi, yaptığın yanlış veya çirkinden öte, iğrenç! Bir an için kendini onun yerine koy bakalım ne hissedeceksin? Ayıp, yazık. İkincisi, işin tehlikesinden de habersizsin! Sen kızdığında bağırıp çağırarak yahut hakaret ederek deşarj olabiliyorsun. Ancak o bunu yapamadığından direkt şiddete yöneliyor ve çoğu kez de kantarın topuzunu kaçırıyor! Neden, biliyor musun? Çünkü izhar edemeyip bastırıyor, biriktiriyor. Haliyle, birinizi yakaladığında da üçünüze beslediği kinin faturasını