Saçlarıma ak düştüğüne, alnıma çizgi ve iki kaşımın ortasına iki buruşuk çizgi düştüğüne seviniyorum. Artık hayalci ve düşlere dalan birisi olmadığıma seviniyorum. Artık otuz iki yaşıma yaklaşıyorum. Gerçi otuz iki yaşında olmak demek, yaşamdan payına düşenden otuz iki yılı geride bırakmak ve bitirmek demektir. Ama buna karşın kendimi bulduğum yaştır.
Türkiye'nin yeni zengin sınıfı da öyle yapmıştı, hızla fakirleştirdiği kültürlü, biraz kibirli, medeni ve neşeli olmaktan vazgeçiremediği sınıfların yaşama sevincini öldürmeyi görev bilmişti.