Sadakatsiziz, hepimiz öyle olacağız, er ya da geç. Sınır koyan ne ten, ne de seks. Yalnızca zihin ve yüreğin bağlılığı. Bir başkasının içimizdeki, ani, saplantılı mevcudiyeti.
Hayatın karşımıza bizim için tümden yabancı varlıklar çıkardığına gerçekten inanılabilir mi? Sadakatsizlik denen şey, kendi dışına sürgün olmanın bir biçimi. Bir partinin ortasında ama yalnız olmak isterdik, yani hep birlikte ama son derece yalnız; başka tenlere, başka bedenlere, başka arzulara, başka yaşamlara temas eden düşler isterdik, gel gelelim korkuyoruz.
Ne diyeceğimi bilemediğimde, fakat, hissediyorum, bir sözün yardımını sunmak gerektiğinde, Yunanları düşünürüm, çünkü onlar dillerinin dehasına sahiptir.