• Politik olmak için yola koyulmadım ne var ki benim ülkem politize edilmiş durumda ve savaş bizim günlük hayattaki bir parçamız olmuş durumda. Patlamış mısırlarınızı alıp ekranın karşısına gideceğimiz bir film yapmıyorum. Fakat ülkemin şartları bir renklerinin değişmesini çok isterim ki ben de renkli, eğlenceli filmler yapabileyim.

    Behmen Qobadi
  • 280 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Bu kitabın yorumuna başlamadan önce bir adamdan bahsetmek gerek,muhtemelen hemen hepinizin tanıdığı ama yine muhtemelen tanıdığınızın farkında bile olmadığınız bir adam Michael MOORE :D Adını yazarken bile bir gülme geliyor :)


    Vatandaşı olduğu ülke Amerika'da sert ve sivri çıkışları ile kendini ara sıra ülkemiz medyasında da gösteren,egemen güçlere ve yanlış olduğunu düşündüğü yasalara karşı provakatif,manipülatör,yazılarında çokça ironi kullanarak doğru bildiğini (ki doğru) halka empoze etmeye,onlarda farkındalık yaratmaya çalışan acaip matrak,acaip eğlenceli,acaip dürüst,acaip sivri dilli,acaip zeki,acaip... Ne!daha ne yazayım acaip manyak bir adam işte ;) Başka ne yazılır ki?


    Tamam tamam fazla durmayalım adamın üzerinde şımarmasın,hem maazallah USA bizi de takibe falan alır.


    Hadi yavaştan girelim kitaba:
    Ahahahaha kitap benden çok hoşlandı,kaç aydır rafdan seslenip duruyordu,hep duymazdan geliyordum,hiç gönül koymamış sarılıverdik birbirimize.Sabırlı ve terbiyeli kitapmış vesselam,ben olsam biraz trip atardım bana :D


    Başlayıverdi anlatmaya
    11 Eylül faciası ile ile başladık konuşmaya,tanıdıklarını,başlarına gelenleri ve zamanın ABD Başkanı Bush hakkında konuştuk biraz,vayy kitap kara mizahtan hoşlanıyor,o sebepden ısındık demek birbirimize :)


    Kitap MOORE'un zamanın ABD Başkanı George W.Bush'a sorduğu yedi (7) soruyu anlattı bana,Abilerim/Ablalarım adam bi sorular sormuş,valla ben diyim size bu sorular karşısında Bush ve ekibi kesinlikle Küçük Emrah tribine girmiştir,kime baba diyeceklerini şaşırmışlardır.Hani Komplo teorileri falan da değil bildiğin belgeli işlerin,ortaklıkların ''Neler oluyor?Bu b.. ları nasıl yedin anlat bakalım'' halleri.HÖNKK!!Güzel ülkem geldi aklıma,bizde de çok değerli bir medya var;) Boyu posu devrilesiceler,ocaklarına incir ağacı dikilesiceler,uyuz olupta kaşınmaya tırnak bulamayasıcalar.(beddua değil hee iyi niyet bunlar,beddua olsa ünlem (!) koyardım ;) )


    çok değerli yöneticilerimize şu sorulardan dört tanesini sormaya cesaret etseniz adınız tarihe kazınır.

    Neyse tamam sakinim :O Öyle doluymuş ki zavallı kitap,yavrucuğum daha önce söylesene bana bunları bunları anlatacağım,acaip kıyaslamalar yapıp,yaşadığın yeri de bulacaksın ,acaip zevk alacaksın,ilginç gelecek desen bana bekletirmiyim hiç seni :D KAHROLSUN KİTAPLARI BEKLETEN RAFLAR!! (Valla benim suçum yok,rafın suçu ;) )


    Bildiğin can ciğer samimi olduk kitapla,okuma değil de resmen dertleşme faslına geçtik.O bana anlatıyor aha ben aynı şu şekil :O ''Lan bu bizde de böyle!''diyorum.Nasıl yani abi dediğinde de;Bak şimdi gece uyumak için pc'yi kapatırsın,olmaz telefonla devam edersin yatak da,telide kapatırsın bi zaman sonra,aa aklına gelir abi yastık yorgan da net bağlantısı olsa manyak satar lan,parayı kırarız bundan,ne güzel fikir ürettim diye düşünürsün,ama sabaha unutursun o başka ;) bizim de milletin ve medya nın kafası bu şekil de çalışır deyince bi anlam veremedi sanırım.Neyse konuşmaya devam edelim biz kitapla ama önce kahve! ;) Bekleyin valla hemen gelicem.....
    GELDİM!Kahve,kitap,ben üçlüsü,koalisyonu kurduk devam edelim...


    Yöneticilerin oturdukları o koltuklardan söyledikleri yalanlara vuruyor şimdi de Örnek: Irak ve olmayan kitle imha silahları :O Amerikan Medyasında yine soran yok''Evlatlarınızı hiç de gerekli olmayan bir savaşa neden gönderdiniz?'' Bak yine geldiler bana,ben de şunu söyledim kitaba ''Bizim evlatlarımız Suriye'de hiç de gerekli olmayan bir savaşta iken Suriyeliler neden plajlarımızda mangal ve nargile keyfi yapıyor,ve biz de MALAK!gibi izliyoruz ses çıkarmadan biz de anlamış değiliz'' dedim.üzüldü tabi,du bakalım neler olacak,neler anlatacak daha devam...

    Abilerim/Ablalarım bu bölümde ki sorular ve suçlamalar (belgeli) kimseye yapılamaz!Kendisine sonsuz güveni olmayan hatta ölmekten korkan bir adamın yazabileceği şeyler değil. :O Öyle işler yapmışlar ki OrtaDoğu'da bu da aynı şu durum medyada : Çocuk ev de odasından çıkar annesine seslenir -Anne odam da kendi imkanlarımla atomu parçaladım. Anne-Oğlum yerlere saçmasaydın bari kendin süpürürsün bak ona göre. Çocuk-......... Medya her şeyi bildiği halde öbür tarafa bakar (e beyin yaz tatilinde ;) ) Yine geldik medyaya yaa,iki ülkenin medyasının bu kadar ortak noktası olması inanın müthiş!Gurur duyuyorum medyamızla ;) ve bir kaç paragraf üstte yazdığım güzel iyi niyet dileklerimi arttırıp tekrar gönderiyorum.


    PETROL!!!
    Geldik 2054'e kitap bu kez bana MOORE'un çokta uzak olmayan gelecek kuşaktaki torunu ile konuşmasını anlattı (Rüya görüyormuş adam)Konuşma evlere şenlik,deli gerçekçi,deli eğlenceli :D
    Bitiverse!Evet petrol bitiverse kalmasa Kaput,Finish,End,Finito,Bitti olsa,damla kalmadı kardeş çıkmıyor artık dense :D oovvvv curcunaya bak sen!Gel de duyarsız kal ;) Ne eğleniriz ama,kibrit bile üretilmez''Mangalı neyle tutuşturucaz lan!!''Ne biliyim ya benim aklıma ilk mangal geldi :O Duyarsızmıyım neyim...


    TERÖR!!!
    İşte bir ortak yazgı daha.Bu bölümde de MOORE'un fikirlerini anlattı kitap bana,ondan duymuş ;) bazı bazı fısıldıyordu rahat ol dedim,fısıldamana gerek yok,aynı bela bizde de var.O anlattı ben ilginç gerçekten dedim ve çabucak yazıp geçmeye çalıştım,bu sorunu ve bu konuyu sevmiyorum...İş dünyasının ve Emperyalist güçlerin yine doğal kaynaklar için geri kalmış ülkeler de gizli servisleri eliyle çevirdiği dolaplara değinmiş MOORE.(Bu adam farkındalık adına hakikaten ciddiye alınmalı)


    VERGİ İNDİRİMİ!!!
    MOORE hakikaten deli bir şekil de takmış Bush'a ama onun Bush olduğu için değil inanın,o koltukta kim oturursa otursun adı ne olursa olsun aynı tavırla devam edeceğine emin olun.Hiç üşenmemiş Vergi Kanununa eklenen vergi indirimlerinden kendisinin (halkın) ve Bush ve ekibinin (ekibi derken iş dünyasından büyük çoğunluğu) ne kadar yararlanacaklarını eline hesap makinesi alıp kuruş kuruş hesaplamış.SONUÇ???Ee tahmin edin bakalım,o kadar da ayrıntıya girmeyeyim (siz bu sıralar çok hazırcı oldunuz farkındamısınız ;) )

    Bu adamın kafası bir değişik çalışıyor abi dedi kitap.Görüyorum gerçekten de öyle ama adamın sütten ağzı yanmış soğumasını bekliyor,bizimkiler gibi yoğurtla ilişkilendirmiyor,ne alakaysa dedim.

    Çok uzun oldu bu yorum yaa,kimse okumaz abi bunu,kaptırdın gidiyorsun yine diyerek uyardı,hakikaten öyle olmuş :D Neyse kısa keselim.

    DUYARLILIK ve FARKINDALIK adına MOORE ve benzeri adamlar nerede olursa olsun bulunmalı,ne yazarsa yazsın okunmalı...
    Bu kitap tavsiyedir.Bu normal bir Topesto (tanıyan tanır ;) ) sesiyle ''Tavsiye Ediyorum'' değil ;) Tamamen Tuzsuz Deli Bekir'in attığı nara gibi bir tavsiyedir (Bekir nereden geldi şimdi aklıma :O )

    Okuyun kardeşim.Bana ne USA'dan demeyin,tamam adam USA'yı yazmış ama bildiğin bizim memleketi anlatmış.Abilerim/Ablalarım hani bazı insanlar vardır ya,doğuştan manyak derecede şanssız,her şeyi düşünen,her şeyi kafaya takan,her şeyi yanlış gören hani okyanusta balık olsa bir geminin altında kalacak cinsten insanlar aha bu MOORE onlardan.Ben adamı çok sevdim.Bizim memlekete de lazım böyle adamlar.Yeni evli arkadaşlara sesleniyorum ''Dört (4) çocuk yapacağınıza bir (1) tane MOORE gibisini yapın,emin olun dünya daha iyi bir yer olur.

    ÖNCE EĞİTİM!!!!


    (Kim Okur ki Bunu yaaa)

    Hepinize Bol Kitaplı Keyifli Okumalı Güzel Günler.Teşekkür Ederim
  • Ve gözleri
    Sürgün yerim olckı ve ülkem!
  • “Gece yıldızlara bakarsın. Benim ülkem o kadar küçük ki nerede olduğunu göremezsin bakınca. Ama böylesi daha iyi. Yıldızım herhangi bir yıldız olacak senin için. Böylece bütün yıldızları gözlemeyi seveceksin. Hepsi dostun olacak.”
  • Hem ülkede kitap okuma oranı düşük diyolar hem kitaplar pahalı çelişkilerle dolu güzel Ülkem benim.
  • Ercan İntaş - Ben Deliyim
    Ben deliyim…

    Yorgun ve yalnızım kaldırımlara misafirim…
    Gecenin gözleri üzerimde.
    Denizin ortasında küçük bir
    adayım, yüzme bilmem…
    Emrederim adım gibi,
    Emir benim!

    Yüreğimi bir yere bırakmışım,
    bıraktığım yerden çok uzaklardayım.
    Kapıları kapatmışım üstüme,
    sürgüleri beynime çekmişim.

    Hey… Hey sana diyorum!
    Sabreden derviş!
    Bir koç'um ben,
    Bana da sabretmeyi öğretsene?

    Ben deliyim, ama çok şey bilirim.
    Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana…
    Sonların başladığı yerden,
    Başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.
    Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir
    istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim…

    Ben deliyim…
    Yağmurun yağması benim için romantik değildir,
    ben kurşun yağmurlarını bilirim.
    Benim güneşim batmaz,
    dünyam dönmez,
    Ay'ım hep mehtap halindedir,
    Rüzgârlarım doğudan eser…
    Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,
    Mezem ise bir dilim umut…
    Ezbere bilirim yaşamayı,
    Yaşarken savaşmayı…

    Ben deliyim…
    Benim mevsimim değişmez sadece bahardır,
    Kuşlardan sadece güvercini bilirim,
    Yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
    İnsanlardan yalnız çocukları severim,
    Onları da büyüyünceye kadar..

    Ben deliyim…
    Benim tanrım yoktur..
    Bir çift göze, bir güler yüze taparım…

    Bazen en içten gülüşe aşık olurum,
    En güzel kahkahayı “İlah!” ilan ederim,
    Dokunuşunda bir kızıl elmanın,
    Bazen kendim bile çözemem kendimi,
    Bulmacaya benzerim..

    Kimi zaman soldan sağa bir nota,
    Kimi zaman yukardan aşağıya
    eski Mısır'da bir tanrıyım…

    Bağıra bağıra şarkılar söylerim,
    Sessiz sessiz şiirler yazarım.
    Bilmediğim yerlerin,
    Tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim…
    Aşık olduğum yüzlere sarkılar bestelerim,
    Ozan olurum, aska aşığımdır,
    Sevdiğimi göklerde yürütürüm de,
    Kendimi cehennemin yedinci katında ağrılarım

    Ben deliyim…
    Kendimle sohbet eder,
    Kendi kendime gülerim.
    Telefon kulübeleriyle kavga ederim.
    Asfaltın siyahında kaybolup,
    Düşüncelere dalarım.
    Çıkmaz sokaklarda kendimi ararım,
    Bir de güzel hayaller kurarım…

    Hayal kurmayı çok severim,
    Biriyle hayal kurmayı daha bir severim ama,
    Siyah bir deri koltukta öperim kadınımı,
    Bir beyaz gömlekli psikoloğumu mesela,
    Bazen vucudunda kaybederim kendimi,
    Sonra hayallerimle beraber suya düşerim.

    Bir düş'tü…
    Suya düştü der, hayıflanırım..

    Ben deliyim…
    Çayım sekiz şekerlidir,
    Sigara üstüne sigara yakarım.
    Sonra hatırıma gelir,
    Sigara içmem ki ben?
    Nargileyi pek severim ama,
    Tophane'de, elmalı olsun!
    Çekin oradan hemen!
    Haydi oglum! Biraz hizli,
    Yetismem gereken bir vapurum var,
    8:15 vapuru,
    Parayı sevmem ama para için çalışırım.
    Çalışırken annemi düşünürüm ağlarım..
    Alnımın teri gözyaşlarıma karışır…
    Babamın otobüsüyle geçmişe yolculuk yaparım…
    Babamı özlerim…

    Ananemin masallarıyla ,
    Annemin radyodan ezberlediği
    Türk sanat müziği şarkılarını hiç bıkmadan defalarca dinlerim..
    Dört yaşında aşık olduğumu,
    Ablamla vardiyalı kullandığımız çadır bezinden çantayla okula başladığımı görürüm..

    Sonra babamın
    Başımı hiç dayamadığım omuzlarında uykuya dalarım..
    Rüyalar görürüm uyandığımda hiçbirini hatırlayamadığım…

    Ben deliyim…
    Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,
    Ben köyleri ve yürekleri yakılmış insanlar görürüm.
    Kimsenin düşmanı değilim kimseye dost olmadım..

    Ben yabancıyım bana..
    Söyleyemediğim düşüncelerim vardır..
    her akşam ayrı bir meydanda
    Atatürk heykelinin karşısında,
    Olmayan aklımı darağacına asar, ipini çekerim….
    Deniz gibi…
    Bir özgürlük türküsüne kurban ederim kendimi,
    Her gece bitmeden!
    Deniz'im ben!
    Devrimin bekçisiyim!

    Ben deliyim..
    Ben buralara ait değilim.
    Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,
    Surlarla çevrili bir şehrim,
    On ikiden sonra volta attığım caddelerim
    Kızıl sakallı bir dayım bir de kara saçlı yarim var benim..
    Koyu kahve gözleri var bir de,
    Neyse ki konumuz bu değil…

    Ben deliyim…
    Çizilmiş sınırları reddetmişim.
    Ben Hakkaride düşen çığ,
    Şırnak'ta kömür yatağıyım,
    Eskişehir'de tabut hücre
    Nevşehir'de pari bacalarıyım..

    Maraş'ta katliam
    Marmaris'te orman yangınıyım.
    Tunceli'de ozanların sazı
    Erzurum yaylasında çoban kavalıyım
    Diyarbakırlı yedi kardeş burcu
    Akhisar'daki o zeytin ağacıyım,
    Şekerini yediğin…

    Almanya'da yıkılmış bir duvar
    Amerika'da bağımsızlık heykeliyim
    Fransa'da yıllanmış bir şarap
    İngiltere'de özgürlük meydanıyım
    Somali'de aç bir çocuk
    Hollanda'da bir gram kokainim,
    Irak'ta mülteci kampı
    İran'da rejim muhalifi bir demokratım,

    Brezilya'da görkemli bir festival,
    Kadınların dolgun kalçalarıyım,
    Suriye ile Lübnan arasında Beka vadisiyim
    Bir Kürdüm ben teslim ol çağrılarına ateşle karşılık veren
    Bir militanım sırtımdan vurulmuşum bedenim dört parça..
    Direniş koltuk değneğim..

    Alnımdaki üç renkli bayrağı göğsümün kafesinde
    özgürlük türküsü öten yaralı kuşla dalgalandırırım..
    Ölüm kurşun olup yağar üstüme,
    binlerce kez öldürülmüş ama ölmemişim.
    ben sıratın cambazı,
    doğal bir felaket,
    Sosyal bir belayım..

    Ben deliyim.
    Duygularım hep sansüre uğramış,
    Bir fahişenin hayatı gibi yalancıdır gözyaşlarım…

    İplerim inceldiği yerden koptu kopacak
    Ve ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr.
    Kimi özlediğimi bilmeden hasretin en yoğun halini yaşarım.
    Ahh içimden dağıtmak gelir,
    dağıtamam ya,
    Kendimi dağıtırım.

    Gözlerimin kahverengisi gitgide koyulaşır,
    insanlarınki kankırmızılaşır.
    Bakamam kimsenin yüzüne,
    sevgiye muhtaç bir yavruya dönerim
    Kalbim titrer..

    Ben deliyim..
    Susturucu takılmış bir silah,
    Saati durmuş bir bombayım..
    Haykırırım ama duyuramam sesimi…

    Yine de sardığım tütünde,
    Yaktığım cigarada bulurum
    Mutluluğu…
    Sonra yine hatırıma gelir,
    Yahu ben sigara içmem ki!?
    Dumanı şehrimin üstüne iner efkarım ağlamamaya yemin etmiş gözlerim,

    Ben deliyim..
    Unutulmuş bir hatıra
    Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim
    Çorbama kinimi doğrar,
    öfkemi kaşıklarım.
    Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından,
    Başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı çivileyip gökyüzüne seni seyrederim,
    Sonra bir bidon gök kuşağı döküp üstüne yakarım seni
    Külünle birlikte zamana savrulurum.

    Ben deliyim…
    Zülfüm her gece ihanetler rıhtımında ciğerinin üzerinde sevdasını kurşuna dizer..
    Geceyi ikiye bölerim bir parçasına gece yarısı derim
    Öbür parçasına yürek yarısı..
    Şafaktansa bir parça aydınlık koparıp ekmeğime sürer.
    Üstüne demli bir kuş cıvıltısı içerim..
    Sonra hayatın adını yalan koyarım…
    Ben yüreklerde ünlem,
    Kafalarda soru işaretiyim.

    Ben deliyim…
    Bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.
    Bir uçtan bir uca kurumuşum.
    Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim…

    Kar yağar üşür,
    güneş vurur kavrulurum.
    Kimisi tükürür, kimisi öper;
    Tükürene mezar, öpene lalezâr olurum..
    Ben nehirlerin yatağı,
    Dağların mekanı,
    Şeytanın babasıyım..

    Ben deliyim…
    Mutluluğu uzaktan seyrederken,
    cebimde küçük umutlar biriktiririm,
    gözlerimin kapının eşiğine
    Duvardaki fotoğraflara takıldığı saatlerde
    Kendimi param parça olmuşluğun,
    tükenmişliğin koynunda bulurum.
    İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir,
    Hep içime atarım,
    Amma!
    Kendimi içine atacak yer bulamam.
    Anlamayana az gelirim,
    anlayana çok…

    Ne yarınlar bir şey bekler benden,
    Ne de ben bir şey beklerim yarınlardan
  • "Ülkem gibiyim sağ yanım işgal altında , sol yanım direnişte."