Bir Türk’ün ateşi, diğerine değince büyür,
Kıvılcım olur, alev olur, yangın olur.
Ama kimisi korkar bu yangından.
“Daha az tutuş, daha az ses çıkar,” derler.
Ama ben bilirim ki,
Tutuşmayan Türk, ateşe ihanet eder.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ben buraya mı aitim?
Bu çürüyen sokaklara mı?
Bu susmuş insanlara mı?
Bu yalanların arasında mı?
Neden?
Beni neden buraya attın?
Biteceğini bildiğin bir hayatın ortasına
bu kadar soru,bu kadar boşluk,bu kadar suskunluk koyarak neden?Ben var olmayı istemedim.
Bana sormadın.
Kimseye sormadın.
Bizi bir hikâyeye fırlattın.
Ne başını seçebildik,ne sonunu.
Kader dediler.
Teslimiyet dediler.
İnanç dediler.
Ama ben her sabah başka bir sessizliğe uyandım.
Ben her akşam başka bir susuşla yattım.
Sen bizi yarattın mı?
Yoksa biz seni mi icat ettik?
İçimizde büyüyen korkulara bir isim bulmak için mi uydurduk seni?
Ben bilmiyorum.
Ve bilmemek beni daha çok yaralıyor.
Ama bildiğim bir şey var:Ne yaparsam yapayım,yalnızım.
Bütün duaların, bütün alkışların, bütün isyanların ortasında bile yalnızım.
Ve belki de en büyük ceza bu.
Bizi buraya atıp,kendi kendimizle baş başa bırakmak.
İnsan neden hep bir kurtarıcı bekler?
Bir el uzansın ister.
Bir ses duysun ister.
Bir mucize olsun ister.
Sanki kendi adımı yetmezmiş gibi.
Sanki kendi sesi kurtaramazmış gibi.
Sanki kendi varlığı yetersizmiş gibi.
Hep bir başkasını bekler insan.
Bir lider.
Bir sevgili.
Bir dost.
Bir Tanrı.
Ama kimse gelmez.
Çünkü herkes kendi bataklığında debelenmektedir.
Herkes kendi yangınını söndürmekle meşguldür.
İnsan, bekleyerek kurtulmaz.
İnsan, dua ederek değişmez.
İnsan, sadece acıya katlanarak büyür.
Ve bazen büyümek bile yetmez.
Ben kimseyi beklemedim.
Çünkü kimsenin beni taşıyacak gücü yoktu.
Çünkü kimse benim suskunluğumu duyamazdı.
İnsan kendi karanlığında büyür.
Kendi yıkıntısında yürür.
Kendi sessizliğinde doğrulur.
Ve sonunda anlar:
Kurtarıcı beklemek,kendi adımlarından korkmanın başka adıdır.
Gerçek kurtuluş,ne bir sözle gelir,ne bir elle.
Gerçek kurtuluş,sustuktan sonra atılan adımda gizlidir.
İnsan aşık olduğunda aklını yitirir.
Kararlarını kaybeder.
Kendi değerini, bir başkasının bakışına teslim eder.
Ben hiçbir bakışa ihtiyaç duymadım.
Hiçbir kalpte var olma isteği taşımadım.
Çünkü aşk dediğiniz şey,insanın kendine ettiği en büyük ihanettir.