Bunca korku, vehim ve yasak... Öyle insanlar varki , her Ramazan sektirmeden oruç tutar, her bayramda günahlarının kefareti için kınalı koyun keser, hacca umreye gider, günde 5 vakit alnı secdeye değer ama yüreğinde ne sevgiye yer vardır ne merhamete. Bre adam , o zaman ne demeye uğraşır durursun ki? Aşksız inanç olur mu ? Sevmeden ve sevilmeden, habire bir şeylere söylenip homurdanarak iman etmek mümkün mü ? Aşk yoksa “ibadet” bir kuru kelimeden , yan yana gelmiş altı harften ibaret. Dışı kabuk , içi oyuk. İnsan aşkla ve aşkta iman etmeli; damarlarında gürül gürül hissederek Allah ve insan sevgisini!
Yaradan’ın gökyüzünde, tepede bir yerlerde olduğunu sanırlar. Kimileri de O’nu Mekke’de, Medine’de arar! Ya da mahalle camisinde! Allah bir mekana sığar mı? Ne gaflet! O tek bir yerdedir ancak; Aşıkların gönüllerinde.
O yüzden şöyle dememiş mi : “ ne yer ne gök kucaklayabilir beni. Ancak ve ancak inanan kullarımın yüreğine sığabilirim”