Gülcan C.

Gülcan C.
Serius est quam cogitas
Öğretmenin tatili,İmamın maaşı konuşuyoruz
“Memurlar, özellikle öğretmenler ve imamlar, toplulukların önderleridirler. Öğretmen sırf okulda ders verir diye, imam sırf camide vaaz verir, öğüt verir diye bir kaide yoktur. İkisinin de kendi hayatlarındaki güçlükleri birbirine benzer. Bunun için birbirlerinden ayrı olarak, hele birbirine karşı olarak değil, ancak birbirleriyle el ele vermek suretiyle, halkın üstlendikleri meselelerini halledebilirler.”
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Gördüğüm manzara şuydu: “Yönetici durumda olanlar, halka yol gösterebilecek durumda olanlar, genellikle kendi dertleri, kendi sıkıntıları içine gömülmüşler. Çoğu kendi dar çevresine kapanmış. Günlük hayatlarında halkı görmeden, halkı duymadan yaşıyorlar. Bu yetmiyormuş gibi, aynı meslekten kişiler bir araya gelmiş kendilerine bir yer tutmuşlar. Akşamları işten çıkınca oraya kapanıyorlar. Memurlar, memurlar kulübüne, öğretmen kendi lokaline; daha büyükçe yerlerde, mühendisler kendi odalarına ya da lokallerine. Kimi yerde imamların da ayrı bir yerleri var gidecek. Daha çok sayabilirim. Ama işte böylece halktan koptukları gibi birbirlerinden de kopmuş oluyorlar. Memleket meselelerini, dünya meselelerini halktan uzak, diğer meslek sahiplerinden de uzak, kısır tartışmalarla sürdürüyorlar.”
“Öyle inanıyorum ki bizim dertlerimizin, hiç değilse yarısının, parayla pulla ilgisi yoktur.”
“… Ecevit, Büyükelçi’ye şöyle bir soru yöneltti: “Sayın Büyükelçi sizin de kediniz var mı?” Büyükelçinin yanıtı şöyleydi: “Kedimin bir büyükelçisi var!”
1968’den 2025 e Türkiye döngüsü
“Milletimiz, o günlere kadar sözlüklerimizde varlığını fark etmediğimiz, “takiye” sözcüğüyle tanıştı. “Takiye” sözcüğü sözlüklerden çıkmış, muhalefetin elinde, namlusunu Cumhuriyet’in kalbine doğrultmuştu. Ve muhalefet takiye yoluyla iktidar olmuştu. Çok kısa bir müddet sonra “takke düşmüş kel görünmüştü” ama iş işten de geçmişti.”