Gülcan C.

Gülcan C.
Serius est quam cogitas
2400 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Zamanın Karambolünde
Puan vermedi·96 syf.·
2025 15. kitabı
Seneca’yı okurken hep bir ayna duygusu yaşıyorum. Sanki bana değil de, benim içimde sakladığım seslere konuşuyor. “Gladyatör kararını arenada verir” dediğinde, bunun sadece eski Roma’daki kanlı sahneler için söylenmiş bir cümle olmadığını anlıyorum. Biz de her gün küçük ya da büyük arenalara çıkıyoruz: İş yerinde, evde, ilişkilerimizde, kendi iç kavgalarımızda. Hepimiz, kararlarımızla şekillenen bir hayatın gladyatörleriyiz. Seneca zaman üzerine çok şey söylüyor. Ve ben her seferinde kendimi suçüstü yakalanmış gibi hissediyorum. Kaç kez telefon ekranına gömülüp bir saatimi kaybettim? Kaç kez geleceğin kaygısıyla bugünü boşa harcadım? Oysa Seneca diyor ki: “Geçmiş geçti, gelecek belirsiz. Sadece şu an senin.” Bu söz, kulağa basit geliyor ama yaşaması en zor şeylerden biri. Ölümü anlatışı da beni çok düşündürüyor. Biz ölümden kaçıyoruz, yokmuş gibi davranıyoruz. Ama o diyor ki: “Ölümü düşün, çünkü o hayatı daha değerli kılar.” Evet, belki biraz ürkütücü, ama insan bu gerçeği kabul ettiğinde bir hafiflik geliyor. Çünkü ölüm korkusu azaldıkça, yaşama cesareti artıyor. Zenginlik üzerine söyledikleri ise çok tanıdık. Hepimiz daha fazlasını istiyoruz: daha çok para, daha güzel ev, daha yeni telefon… Ama Seneca, serveti görmüş biri olarak uyarıyor: “Zenginlik seni özgür kılmaz, tam tersine seni ona bağımlı hale getirir.” Belki de asıl özgürlük, biraz eksik kalmayı kabullenmekte. Doğa ve Tanrı üzerine sözlerinde sakin bir teslimiyet var. Doğanın düzenine uyum sağlamak, evrenin aklını kabul etmek… Belki biz bugün başka kelimeler kullanıyoruz: evren, enerji, düzen… Ama aslında aynı şeyi kastediyoruz. İçerideki karmaşa ancak dışarıdaki düzenle uyum bulduğunda hafifliyor. Özgürlük meselesi de çok çarpıcı: “Asıl esaret arzuların kölesi olmaktır.” Düşününce haklı. İnsan kendi
Seneca - Gladyatör Kararını Arenada VerirÖzlem Küskü · Destek Yayınları · 20211,664 okunma
Reklam
Setu sinidi(Bu da bir düşüncedir)
Puan vermedi·168 syf.·
2025 14. kitabı
Hıfzı Topuz’un Bana Atatürk’ü Anlattılar adlı eseri ilk kez 2010 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı. Kitap, yazarın 1940’lardan itibaren gazetecilik, UNESCO görevi ve TRT programları sırasında Atatürk’ü yakından tanıyan isimlerle yaptığı söyleşilerden oluşur. Eser dört ana bölümden oluşur: 1. Cumhuriyeti Kuranlardan Tanıklıklar (Falih Rıfkı Atay, İsmet İnönü, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sabiha Gökçen, Agop Dilaçar, Mim Kemal Öke vb.) 2. Yenik Komutan Trikupis’in Gözünden Atatürk 3. Cumhuriyet Döneminin Tanıkları (Enver Ziya Karal, İsmail Habip Sevük, Serge Lifar, Mohammed Masmoudi vb.) 4. Geçiş Döneminin Bilinmeyen Yönleri ve Yazarın Kendi Anıları Yazar Hakkında: Hıfzı Topuz • 1923 İstanbul – 2023 İstanbul. • Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. • Uzun yıllar gazetecilik yaptı, ardından UNESCO’da basın ve iletişim projelerinde görev aldı. • Türkiye’ye döndüğünde basın tarihi, roman, biyografi ve deneme türlerinde çok sayıda eser verdi (Başın Öne Eğilmesin, Gazi ve Fikriye, Meyyale, Abdülhamit’in Kurduğu Hafiye Teşkilatı vb.). • İletişim Fakültelerinde ders verdi, basın özgürlüğü ve Türk basın tarihi üzerine araştırmalarıyla tanındı. II. Atatürk’ün Karakteri ve Düşünce Dünyası 1. Fikirlerine Kati Bağlılık Tanıkların aktardığına göre Atatürk, düşüncelerine sıkı sıkıya bağlıydı. Bir kez benimsediği bir fikri uygulamaktan geri adım atmazdı. Ancak bu, onu başkalarını dinlemeyen bir lider yapmadı; aksine her fikri sabırla dinler, karar aşamasında yalnızca ikna edici olanı benimserdi. 2. Cahil İnsanlara Tahammülü Sofra sohbetlerinde ya da halkla buluşmalarında karşısına çıkan cahil insanlara doğrudan sert tepki göstermek yerine, onları kırmadan, hatta bazen onaylayarak dinlerdi. Bu onun insanları kazanma yöntemiydi. 3.
Bana Atatürkü AnlattılarHıfzı Topuz · Remzi Kitabevi · 2010250 okunma
Selam size MERHAMET YORGUNU İNSANCIKLAR
Puan vermedi·224 syf.·
2025 13. kitabı
Chuck Palahniuk’un 1996’da yazdığı Dövüş Kulübü (Fight Club), yayımlandığı andan itibaren kültleşmiş filmi kitabından daha ünlü olmuş bir roman. Kitap kapitalizme, tüketim çılgınlığına, modern hayatın saçmalıklarına “yumruk” atan bir metin. Konu kısaca şöyle: İsimsiz bir anlatıcı var, beyaz yakalı, uykusuzluktan helak olmuş, ruhu sıkışmış. Bir gün Tyler Durden diye karizmatik, asi bir adamla tanışıyor. İkisi gizli bir dövüş kulübü kuruyor. Bu kulüp erkeklerin bastırılmış öfkelerini yumruk yumruğa dışarı atabilecekleri bir yer. Ama iş orada kalmıyor, büyüyor ve Project Mayhem denen anarşist bir harekete dönüşüyor. Sonra şok: Tyler aslında anlatıcının hayali alter egosu (içindeki öteki) çıkıyor. Kitabın teması: Modern toplumda kimlik krizi, tüketim çılgınlığı, erkeklik bunalımı, şiddet, özgürlük ve hiçlik. 2. Karakterler • Anlatıcı: Adsız. Ofis kölesi. Uykusuz, depresif, içi boş. Gerçekte kulübü o kuruyor ama hep Tyler’a mal ediyor. • Tyler Durden: Aslında anlatıcının bastırılmış, asi, lider yanının hayali kişileşmiş hali. Karizmatik, anarşist, tehlikeli. • Marla Singer: Ölümle flört eden, umutsuz, ama aynı zamanda anlatıcının tek gerçek bağ kurabildiği kadın. Onun aynası, kurtuluş kapısı. • Kulüp Üyeleri: Modern toplumun sıradan erkekleri. Tyler’a körü körüne bağlanan, aidiyet arayan insanlar. 3. Anlatıcının Hastalığı: Depresyon ve Kimlik Krizi Anlatıcının bir “hastalığı” yok aslında. Ama uykusuzluk, yalnızlık, anlamsızlık hepsi birleşip ağır bir depresyona dönüşüyor. Terapi gruplarına katılıyor, çünkü orada insanlar gerçek acı yaşıyor. Onların arasında olunca kendini sahici hissediyor, uyuyabiliyor. Ama sorun büyük. Anlatıcı kendi kimliğinden sıkılıyor. Bu yüzden Tyler’ı yaratıyor. Tyler onun “öteki”si. Bastırılmış öfke, cinsellik, liderlik, cesaret… hepsi
Dövüş KulübüChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 202011,4bin okunma
Öyle değil mi?
10/10
·97 syf.·
2025 12. kitabı
⸻ Leylâ Erbil’in Gecede adlı öykü kitabı ilk kez 1968 yılında yayımlandı. Kitap, yedi öyküden oluşuyor: “Vapur”, “Ayna”, “Çekmece”, “Hokkabazın Çağrısı”, “Ölü”, “Tanrı” ve “Gecede”. Bu öykülerde Erbil, kadın doğasının çelişkilerini derin bir biçimde işler. Onun anlatımında kadın, bir yandan özgür olma arzusuyla yanıp tutuşurken, öte yandan birine güvenle bağlanma ve hatta itaat etme ihtiyacı arasında sıkışıp kalır. Bu çatışma, kadın kimliğinin toplumsal rollerle ve bireysel arzularla sürekli sınandığını gösterir. Kitabın en dikkat çeken yanı, Leylâ Erbil’in feminist bir bakış açısıyla yazmasıdır. Kadın karakterler, çoğu kez toplumun dayattığı evlilik, aile ve cinsiyet rollerini sorgular; kendi sesleriyle konuşur, kendi iç diyaloglarıyla var olurlar. Bu da kitabı Türk edebiyatında dönemin ötesine taşıyan, güçlü bir kadın sözüne dönüştürür. Öykülerde yalnızca bireysel değil, toplumsal bir eleştiri de vardır. İnsanların, hayatın bütün zorluklarına belli beklentiler ve hedefler uğruna katlandıkları, “idare ettikleri” sık sık vurgulanır. Fakat bu zorluklar karşısında birbirlerine kenetlenmek yerine, giderek daha fazla bireyselleşip yalnızlaştıkları görülür. Yani birlikte ayakta kalmak yerine, herkes kendi kabuğuna çekilir. Erbil, insanın yaşlılıkla yüzleşmesini de sert ve çarpıcı biçimde ele alır: Zaman ilerledikçe sadece bedensel çöküş değil, aynı zamanda duygusal ve toplumsal kopuşlar da ön plana çıkar. Yaşlılık, yalnızlığın en çıplak haliyle hissedildiği dönemdir. Kitapta sosyal ilişkilerdeki ahlaksızlıklar da cesurca konu edilir. İnsanların birbirleriyle kurdukları bağlarda çıkarcılık, ihanet ve sahicilikten uzak davranışlar öne çıkar. Ve bu ilişkilerin merkezinde çoğu kez seks vardır. Seks, Erbil’in anlatımında yalnızca bir haz değil; bütün ilişkileri
GecedeLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20131,187 okunma
Kaderde varsa düzülmek neye yarar üzülmek
Puan vermedi·160 syf.·
2025 3. kitabı
Ayşe Kulin bu kitabını 2024 yılında yazmış ve kitabın tanıtımına rastladığımda ilgimi çeken ve okumama sebep içeriğinde 27 Mayıs 1960 ihtilaline dair siyasi ,sosyal ,ekonomik ,duygusal ,dramatik yaşantılarla bezeli bilgilere rastlayacağımı düşünmekti. Yazarın kitaptaki karakterleri ,kendi hayatlarına o kadar çok yoğunlaşmışlar ki 27 Mayıs ihtilali kısa bir reklam arası gibi kalmış hikaye örgüsü içinde. İnceleme yazarken bir nevi kitabı da anlattığım için benim incelemelerimi okumayın derim . Romanın baş karakteri Sevda, 50 yaşını devirmiş baktığınızda genç denilemez ama yaşlı hiç denilemez bir fiziki görünüşte Demokrat Parti’den bir mebusun karısı .Roman karakterleri Sevda , kocası Demokrat Partili mebus Sedat , kuzeni Dr. Selçuk ,Sevda’nın evine tedavi amaçlı misafir ettiği üniversite öğrencisi Yusuf ve Selçuk’un karısı Sevim . Kitap okuma serüvenimde kurgunun edebi dili, anlatım biçimi benim için konu kadar önemlidir inanır mısınız bu kitabı dinlerken bir tane bile bir duygu ya da düşüncenin ifade edilişini beğendiğim türkçe ne bir kelime ne de bir kelime grubu not aldım.Karakterler kendi iç sesleri ile hayatları ,duyguları üzerine düşünürken dahi derinliksiz ve sığ kalmışlar. Bir kitap yazmak eminim kolay değildir şu anki kelime dağarcığım ve ana dilimi kullanma becerim ile Ayşe Kulin’in bu kitabını ben de yazabilirdim hiç kitap yazmamış biri olarak böyle bir kitap ile edebiyat dünyasına adım atmak istemezdim oysaki Ayşe Kulin daha önce okuduğum ve beğendiğim kitaplarının üstüne kredi kartı harcamalarına puan TL gibi hediye amaçlı promosyon bir kitap yazmayı kendine yakıştırabilmiş. Roman içindeki bütün karakterler birbirinden sıradan .Sevda bir ara şöyle düşünüyor kocası Sedat’ın yurtdışındaki toplantılarına ismi Belgin olan aynı zamanda sevgilisi olduğunu
4 Gün 3 GeceAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20242,743 okunma
Reklam