kim için ne için enerjini tüketmek kendini feda etmek ne için kim için huzuru ummak umduğunu bulamamak talebi karşılamamak bilmek gerçek sevginin bu olmadığını var olmak sadece mutlu olmayı ummak
1000Kitap
Genetik ayrımcılık ve yüzeysel ilişki, kötülüğün temel problemidir. Demokrasiden ahlakın ve adaletin gelmesini ummak komik bir beklenti. Halk bunları anlayamayacak kadar ahmak mı olmalıydı?
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Meğer su üstüne yazı yazmaktan farksız imiş ummak, beklemek, ümid etmek..
Sevmenin Kibri
Hayatım boyunca kibrin pek çok yüzünü gördüm. Genellikle zenginliğin gölgesine sığınan, kamuda insan ilişkilerine güvenen ve her kapıyı açabileceğine inanan insanların o tanıdık kibri çok da yabancı değildi bana. Muhatabına örtülü bir 'üstünlük' dikte eden o tavra çok kez şahit oldum. Onlar için hayat, sizin ulaşamayacağınız yerlere ulaşma gücünün bir perde gösterisi. Ancak geçenlerde, kibrin beni en şaşırtan şekline denk geldim: Sevginin bir lütuf olarak sunulmasına. Karşımdaki insan, sevgisini bir armağan gibi değil, bir sadaka gibi uzatıyordu. O 'değer veriyorum' dedikçe, sanki ben Allah’tan isteyebileceğim en büyük lütfa zaten kavuşmuşum da farkında değilmişim gibi bir hisse kapılıyordum. Değer vermeyi bile kendi 'yüce gönüllülüğünün' bir kanıtı sayıyordu. Üstelik siz, bu sözde nimeti hakkıyla idrak edemediğiniz için bir anda 'suçlu' konumuna düşürülüyordunuz. Temeli tevazu olması gereken sevgi, nasıl oldu da bir üstünlük enstrümanına dönüştü? Bir insanın bir insana değer vermesi, ne zamandan beri verenin yüceliğini kanıtlayan bir nimet sayılıyor? Sevmek eylemi, sevenin kendi iç dünyasındadır dostlar. Karşınızdakinin aynı derecede his yoğunluğu yaşamasını ummak sadece beklenti yaratır. Beklentiler her zaman gerçekleşmez bilirsiniz.
Acılarla büyür insan…
Bazen acılarla büyür insan. Hayatın en ağır, en dayanılmaz anlarıyla daha çok erken yaşta tanışırsın. Henüz neyi neden yaşadığını bile anlayamadan, omuzlarına taşıması zor yükler bırakılır. İçinde kopan fırtınaları kimse görmez; sen ise sessizce büyümeye devam edersin. Yürüdüğün yolda, bir zamanlar “asla gitmez” dediğin insanların bile senden uzaklaştığını görürsün. Aynı hayalleri paylaştığın, aynı sofraya oturduğun, aynı yaraları anlattığın insanlar bir gün başka yönlere gider. O an anlarsın; bazı yollar birlikte başlar ama herkes aynı yere varmaz. Sonra yalnızlık eşlik eder sana. Kalabalıkların içinde bile kendinle baş başa kalırsın. İlk zamanlar canını acıtır bu durum. İnsan anlaşılmak, tutulmak, birine yaslanmak ister. Ama zaman geçtikçe alışırsın. Hatta bir noktadan sonra yalnızlığın, insanlardan daha dürüst olduğunu fark edersin. Bazı şeyleri kabullenirsin artık. Değişmeyeni değiştirmeye çalışmaz, gitmek isteyeni tutmazsın. İçindeki kırgınlık büyümeyi bırakır; yerini sessiz bir yorgunluk alır. Eskisi gibi öfkelenmezsin bile. Çünkü insan en çok yorulduğunda susmayı öğrenir. Ve günün sonunda şunu anlarsın: Birilerinden medet ummak yerine, insanın yapabileceği en büyük yatırım kendisinedir. Çünkü seni ayağa kaldıracak olan da, düştüğünde yeniden toparlayacak olan da sensindir. Hayat bazen herkesi alır elinden; geriye yalnızca sen kalırsın. İşte o yüzden insan, en önce kendine sahip çıkmayı öğrenmelidir.
1000Kitap
ÇOK YAYGIN AMA BİR O KADAR DA HURAFE OLAN DİNİ İNANÇ VE UYGULAMALARA BAZI ÖRNEKLER: • Kabir (berzah alemi), • Kabir azabı, • Ölünün arkasından (ona fayda amacı güdülerek) yemek yedirmek, • Ölü için Kur’an, Yasin okumak, hatim indirmek (ona faydası olacağını düşünerek), • Ölü adına (sevabı ona yazılacağı düşünülerek) kurban kesmek, hacca gitmek, namaz kılmak, • Kabir başında telkin yapmak, • Ölmüşlerden aracılık, yardım vb. ummak, bu niyetle kabir/türbe ziyareti yapmak, • Dirilerden (Allah’a ulaşma adına) aracılık ummak, • Hesap gününde peygamberlerin ve bazı yüce şahısların (!) günahkarlara yardım edeceğine (şefaat) inanmak Bu tezlerimin açılımı ve delillendirmesi ile örneklerin daha fazlası şu 3 kitabımdadır