Gerçek bir hayattan uyarlanan kitapta farklı dünyalara ait anne babanın kızı olan Birben daha çocukken babasıyla seyrettiği Çaykovski Kuğu Balesini izlemesiyle balerin olmak istediğini söyler ama anne muhafazakar olduğundan kabul etmez. Yüreğine düşen bu tutkusu daha çocukken ellerinden alınır.
Hayallerimiz zamanla unutulsada ilerleyen yıllarda bilinç altından ortaya çıkmak gibi bir lüksü vardır.
Daha yirmi iki yaşındayken tanımadığı bir adamla görücü usulü evlendirildiği gibi alkolik bir adamın şiddet ve eziyetleriyle baş başa kaldıkça ilk kez kendi kararını verip boşanıyor oğluyla birlikte yeni bir hayata adım atıyorlar. Hayatına başkaları girse bile hiç mutlu olamayan Birben kendi yapamadığı balerinliği oğlu balet olarak başarıp dünyaca ünlenmiştir artık. Gururla izliyordu oğlunu…
Tek başına hayatın fırtınalarından yılmayıp ayakta kalabilen ve kendi rızasıyla huzur evine taşınan Birben tüm geçmişini hatırlamaya çalışmaktadır tamamiyle unutmadan önce ama nereye kadar…hatırlayabilecek?
Yazarın kalemini daha önce okumuş olduğumdan yazım dili hiç yabancı gelmediği gibi yine sade ama akıcı diliyle karakterlerin karanlık zihinlerine doğru sisli bir tünelin içinden Birben ile birlikte geçiriyor bizleri. Meral Akman
Keyifle okuyun, kitap ve sevgiyle kalın…
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Neden birbirlerini dinlemiyorlardı ki, neden herkes yalnızca kendi düşüncesini kabul ettirmeye çalışıyor? Oysa birbirlerini dinleseler, fikirlerinin birbirlerini etkisizleştirdiğini anlarlardı; tıpkı asitle bazın karışınca suya dönüşmesi gibi.
Huzur! İnsanların aslında arzuladığı şey buydu. Biz kedilerin sahip olduğu ama onların asla bulamadığı şey. Zenginlik, servet, cinsellik ya da şöhret değil; ihtiyaçları olan tek şey huzurdu. Bu huzura ulaşamamaları trajedi değildi, asıl trajedi aradıkları şeyin huzur olduğunu bilmemeleriydi. Hep başka bir şey sandılar; yeni bir hedef, yeni bir satınalma, yeni bir başarı. Ama sonunda varılacak yeri unuttular. Mutluluğu hayalet bir fareye çevirdiler ve bütün ömürlerini o fareyi kovalamakla geçirdiler. Oysa istedikleri sadece huzurdu. Kovalanacak bir fare zaten yoktu.