Devletin yeni meşruiyet zeminini meydana getiren unsur etnik-kültürel birlikti. Bu nedenle, diğer etnik grupların varlığı, ancak yeni devletin zaafı olarak görülebilirdi. “Devlet büyüğü” seçkinlerin gözünde azınlıklar sadık vatandaşlar değil, devletlerinin istikrarını ve hayatta kalma şanslarını tehlikeye atan, genç ulus-devletin “gelecekteki hainleri” idi.