Ey sâlik-i hakîkî! Mukarrib olmak istersen son derece edepli ol. Kişi kurb mertebesinde edebinin derecesi nisbetinde erişir. Semâhâneye girerken zâhir bâtın bütün külliyetinle teveccüh ederek gir. Zikrullaha başlarken aklın, fikrin, ruhun, kalbin, zâhirin, bâtının cümlesini cem’ et ve masivadan alakanı kes, bütün külliyetinle Hakk’a müteveccih ol. Bütün vücudun vech-i vahid hükmünde olarak zikrullahla meşgul ol. Zikir bitinceye kadar o teveccühü arttır ki feyzin de o nisbette zuhûr eylesin. Aynı zamanda zuhûr eden tecellîlere de fazla mukayyed olma, kendini bağlama. Teveccüh-i tâmdan bir vakit ayrılma ve bütün vakitlerinde bu hâli kendine mâl eyle ki sende, “Her nereye dönerseniz dönün Allah’ın vechi oradadır,” sırrına kabiliyet peydâ olsun. Böylece sen sülukten sonra mir’at-ı musaffâ olursun ki cilan nisbetinde tecellîye mazhar olursun.
Eşref-i Rûmî, Sırr-ı Devran Risalesi’nde kendi zevk ve tecellileri üzerine ayrıca bir esrâr-ı devran beyan etmişlerdir.
“Ey Allah’ım! Bizi Zâtının tecellîlerine kaim ve sıfatlarının tebeddülâtında bizleri daîm eyle, Ya Mütecellî, Ya Allah!”