(…)
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince.
Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende ilahın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!
~ Atsız - Geri Gelen Mektup ~
“Bana yapış, bana sarıl, ben ol, beni koru, seni korumamı iste. Bana zarar ver, sana zarar vermem için bana yalvar. Sana gelmem için ısrar et. Bizim için savaş, benden bizim için mücadele etmemi iste. Ah edene yazıklar olsun, Alp. Hepsini yapacağım. Sen de benden gitme.”
“Ben senden gider miyim? Sence ben senden gidebilir miyim? Düşmekten korkuyorsun, korkma. Asla seni düşürmem. Sen benim Kaza’msın. Sana çarptım, sende parçalandım ve zeden oldum. Beni, senin yaptın. Bir yere ait olmak bir yaralıyı iyileştirirmiş. Aldığım yaralara rağmen bu çarpışmadan hiç de şikâyetçi olmadığımda anladım.”