İslam inancına göre, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) kalp kırmak ve kadınlara yaklaşım konusundaki öğretileri oldukça hassastır. Bir kadının veya herhangi bir müminin kalbinin kırılması, manevi açıdan ciddi sonuçlar doğuran bir durum olarak kabul edilir.
Peygamber Efendimizin bu konudaki yaklaşımları şöyledir:
Kâbe'yi Yıkmaktan Daha Ağır Bir Günah: Hadis kaynaklarında, bir Müslümanın kalbini kırmanın, Allah'ın evi olan Kâbe'yi yetmiş defa yıkmaktan daha büyük bir günah olduğu ifade edilir. Kalp, Allah’ın nazar ettiği bir yer (nazargâh) olarak görüldüğü için orayı incitmek büyük bir vebaldir.
Mazlumun Bedduasından Sakınmak: Peygamberimiz, birinin kalbini kırıp onu ağlatanları, o kişinin bedduasından sakınmaları konusunda uyarmıştır. Bu konuda, "Gözyaşı yere düşmeden ne dilerse olur" buyurarak kalbi kırılan kişinin duasının Allah katında doğrudan karşılık bulacağına işaret etmiştir.
Kadınların Hassas Yaratılışı: Peygamberimiz kadınları "kristal kaplara" veya "camlara" (kavarir) benzetmiş, onlara karşı çok nazik ve dikkatli davranılmasını istemiştir. Bu benzetme, kadınların kalplerinin cam gibi zarif olduğunu ve sert bir davranışla kolayca kırılabileceğini hatırlatır.
Hayırlı İnsan Olma Ölçüsü: Bir erkeğin ne kadar hayırlı biri olduğunun ölçüsünü, "Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en hayırlı olanınızdır" diyerek eşine ve çevresindeki kadınlara olan tutumuyla ilişkilendirmiştir.
Zulüm ve Vebal: Haksız yere bir kadının kalbini incitmek bir zulüm olarak değerlendirilir. İncinen kişi "mazlum" durumuna düştüğü için, kalbi kıran kişi kul hakkına girmiş olur.
Eğer bir kadının kalbi kırılmışsa, İslam hukukuna ve ahlakına göre bu durumun telafisi ancak gönlünü almak, özür dilemek ve helallik istemekle mümkündür.