Dostovyevski "Eğer Tanrı yoksa, her şey mübahtır" demiştir. Bugünün inananları bu formülü kendi çıkarları doğrultusunda kullanırlar... Ancak, tanrının yokluğu bütün izinleri onaylamak şöyle dursun, durum bunun tam tersidir, çünkü insan dünyada terk edilmiştir, çünkü onun eylemleri belirleyicidir, mutlak bağlayıcıdır. İnsan yabancı bir gücün değil, kendisinin ederi olan bir dünyanın sorumluluğunu taşır; orada onun yenilgileri kayda alınır ve zaferleri de. Bir tanrı affedebilir, yok edebilir ve telafi edebilir. Ama eğer tanrı yoksa insanın yanlışları telafi edilemezdir.
Deniz Şimsek bedensel sağlığı ve ruhsal sağlığı birleştirme noktasında müthiş bir doktor gerçekten çok çok istifade ediyorum bu anlamda ancak terapi yöntemi bana sürekli travma bulmaya yönelik geldi ve bu yöntemin travmaları atlatma sürecini zorlaştırdığını düşünüyorum nacizane... Bununla beraber kitaptan bağımsız olarak Psikolog İzzet Güllü'nün olayları basitlestirmesi ve çoğu hastalik olarak tanımladığımız durumu hastalık olarak görmeme yaklaşımı bana daha rasyonel geliyor. Ben bir doktor olarak Deniz Şimsek'in fonksiyonel tıp anlayışını İzzet Güllü hocanin terapi eğitimi yöntemi ile birlestirmeyi kendi adıma daha rasyonel ve bütüncül görüyorum benim için daha faydalı. Bu disiplinlerin eğitimini almamış bir birey olarak ahkam kesmek hadsizliğine düşmek istememekle beraber; çeşitli psikolojik durumlarla savaşan bir birey olarak yazıyorum; psikolojinin kullandığı yöntemler her ne kadar bilime dayansa da bir yerde ruh ve bedeni birbirinden ayıran dualist yaklaşımlara dönüşüyor benim nazarımda. Bu yüzden Deniz hocanın tıp alanındaki tavsiyelerini, İzzet hoca'nın terapi eğitimi anlayışı ile birleştirmenin bedenen ve ruhen en optimal sürecimi yaşamami sagladığını açık yüreklilikle söyleyebilirim. İki hocama da teşekkür ediyorum.